Gürcistan’da Tanıdık Ellerle Doğa Katliamı

0
334

İnşaat doğası gereği tek seferlik bir yatırımdır, inşaatı yaparsınız ve tetiklediği bir dizi diğer sektördeki sermaye döngüsünün ardından biter. Bu sektörde sürekliliğin sağlanması, dahası bir ülkenin ana büyüme kalemi olması için sürekli yeni bir şeyler inşa etmek gerekir. Türkiye’de de inşaatçılığın kötü şöhreti elbette 5’li çete (Limak, Cengiz, Kolin, Kalyon ve MNG)1 ile başlamadı. Emperyalist mâli oligarşinin yerli ayağını oluşturan Türk burjuvazisinin içinde inşaat sektöründe faaliyet yürütenler öteden beri var. Ancak AKP’nin dolaysız temsilciliğini yaptığı2, kendi döneminde yükselişe geçen bu 5’li çete varyantları ve orta burjuvaziyi oluşturan alt taşeron şirketlerin önünü memleketin altını üstüne getiren birçok “mega proje” yaparak açtı.

“Kentsel dönüşüm projelerinden” AVM, “finans merkezi” ya da dev kamu binaları gibi yapılara, kentsel altyapıdan enerji santrali ve inşaat sektörüne bağlı madenciliğe ve kara yolu yapımına inşaat talanının coğrafyanın en ücra köşelerine kadar kural tanımaz şekilde yayılması ekolojik tahribatın her bir yerelde artık mevcut haliyle yaşamın sürdürülemez hale gelmesine yol açmasının yanında küresel iklim krizinin etkilerinin günlük yaşamda daha çok hissedilir oluşu sonucu politik gündemin ana başlıklarından bir haline gelmesi ve toplumda yükselen ekolojik bilinç, belki dün “kalkınma” olarak görülen bu imara karşı bugün itirazları da yaygınlaştırdı.

İnşaat, enerji ve madencilik yatırımları birbirlerini tetikleyen sektörler olarak el ele gelişirken daha önce enerji ve madencilikte tekel olan devletin varlığı 80 sonrasında adım adım azaldı. Özelleştirme ve emek süreçlerinin esnekleştirilmesi ile “doğanın bedava armağanları”ndan büyük kârlar elde edileceğini gören sermayenin farklı fraksiyonları bu sektörlerde aynı anda var oldular. Bugün artık herhangi bir inşaat tekelinin enerji ve madencilik alanında yatırımının olmaması nadir görülen bir durum. Bir düzeyde inşaattaki Türkiye pastasındaki ana pay AKP ile birlikte bu 5’li çete ve varyantlarına bırakırken mâli sermaye ilişkileri daha güçlü olan diğerleri dünyaya açılarak sermaye birikimlerini ağırlıkla yurt dışı yatırımlarla sağlamayı sürdürdüler. Bunlardan belki de en bilinen ve en büyüklerinden biri ENKA Holding.

ENKA bugünlerde Gürcistan’ın batısındaki Rioni Nehri üzerine Norveçli ortağıyla kendisinin % 90 pay sahibi olduğu iki büyük HES’ten oluşan Namakhvani HES projesini halkın tüm tepkisine rağmen Türkiye’den alıştığı üzere oradaki kolluk güçlerini kullanarak ve Türkiye büyükelçiliğinin manipülatif söylemlerinin sponsorluğunda ilerletmeye çalışıyor. Salgına rağmen uzun bir süredir nehir vadisinde fiili olarak devam eden mücadele süreç içinde ülkedeki diğer HES karşıtı mücadelelerle birleşmeyi ve genel bir halk hareketine dönüşmeyi başardı. Şimdi de HES karşıtı direnişçiler 23 Mayıs’ta başkent Tiflis’te büyük bir eyleme hazırlanıyorlar. Bu yazıda en yakınımızdaki Gürcistan’da olan bitenin Türkiye’nin bölge politikalarıyla ilgisine ve buradaki direnişlerle olan ortaklıklara değineceğiz.

ENKA’nın Görünümü

Burası İkizdere değil, Rioni Vadisi

ENKA İnşaat 1957 yılında İstanbul merkezli olarak kuruldu. Soğuk Savaş’ın bitmesinin ardından Türki cumhuriyetlerde ve Rusya’daki büyük inşaat projeleriyle öne çıktı. Adını daha sonra Irak işgalinden sonra ülkenin yeniden inşasından pay alan Türkiyeli şirketler arasında duyduk. Holding Türkiye’de sahip olduğu elektrik güç santralleri ile kurulu güç açısından en büyük özel sektör şirketi. Çimtaş ve Kasktaş gibi şirketlerin yanında Gebze, Adapazarı, İzmir Elektrik Üretim Ltd. Şti. de holdingin bünyesinde yer alıyor. Türkiye’de Muğla-Yeniköy, Kemerköy, Yatağan, Tunçbilek II, Afşin-Elbistan termik santralleri ile Bursa, İzmir, Trakya, Gebze-Adapazarı3 doğal gaz kombine çevrim santrallerinin inşaatlarını gerçekleştirmiş. Adapazarı Toyota fabrikası, Adana-Berke Barajı, Yeşilköy Havalimanı yeni terminal binasının yanı sıra 1986 SSCB-Türkiye boru hattının parçası olarak Bulgaristan sınırından Ankara’ya kadar olan boru hattı, Haliç köprüsünün yenilenmesi, İstanbul metrosunun bir kısmı, Gerede-Ankara çevre yolunu yapmış. Holdingin yurt dışında ise Kırgızistan’daki altın madeni olmak üzere; Rusya, Belarus, Hırvatistan, Sırbistan, Kosova, Kazakistan, Irak, Libya, Umman, Ürdün, Suudi Arabistan, Bahamalar ve Gabon’da güç santrali, otoyol, liman, tıp kompleksi, fabrika, bina, altyapı, lojistik inşaatları, vb. yatırımları bulunuyor. Gürcistan’da ise daha önce “Güney Kafkasya boru Hattı Ön Çalışmaları ve Tesisleri” projesi ile Trans-Anadolu doğal gaz boru hattının (TANAP) oradaki bölümünün inşasını üstlenmiş.

2020 sonu itibariyle 20 binin üzerinde işçisi bulunan holdingin 2020 kârı 4,51 milyar lira. 2018’de hayatını kaybeden şirket kurucularından Üsküp doğumlu Şarık Tara, 2014 yılında ödediği 37,6 milyon lira ile Türkiye’nin en fazla vergi veren kişisi olmanın yanı sıra 2015 yılı verilerine göre 2,4 milyar dolar şahsi serveti ile Türkiye’nin en zengin 6. ismi ve Forbes Türkiye’nin 2017’de hazırladığı “En Zengin 100 Türk” listesinde 2.4 milyar dolarlık servetiyle 3. sıradaki kişi oldu. 1994’te holdingin başına, yine aynı listede 1.2 milyar dolarlık servetiyle 22. sırada yer alan TÜSİAD üyesi oğlu Sinan Tara geçti. Şirket 5,4 milyar dolarlık piyasa değeri ile Türkiye’nin en büyük inşaat şirketi. Tüm bu servetin temeli, bugün dünyada en çok devlet ihalesi alan şirketler listesinde ilk 10’a giren 5’li çetenin hızlı yükselişinden önce aslında benzer bir şirket-devlet işbirliği içinde atıldı.

ENKA, SSCB’nin dağılmasının ardından eski Sovyet ülkelerinin yeni imar adımlarında olduğu gibi, işgal ardından Irak’ın yeniden inşasında olduğu gibi iç savaş ardından Libya’da da oluşan siyasi boşlukta kendine pay çıkaran şirketlerden biri oldu. Kirli siyasi ilişkilerin bir parçası olan holdingin Libya’daki 2 dev termik santral inşaatı ülkedeki iç savaşın ortasında bir şekilde devam etti. 2014’te orada mahsur kalan işçilerden Mazlum Dündar, Türkiye’ye döndükten sonra yaptığı açıklamada savaşın ortasında hiçbir güvenlik önlemi alınmadan çalıştıklarını, ENKA’nın bazı işçilere vize bile çıkarmadığı ve aynı zamanda İHH adına bölgede faaliyet yürüten bir ENKA çalışanının, aşiretlere silah sattığını belirtti.4 Bu iddialar ENKA tarafından yalanlanmadığı gibi görüntüyle durumu idare etmek için geçtiğimiz ay Dibeybe’de işçilerle şantiyede yemek yiyen ENKA yetkilileri Libya’da halen süren 680 MW’lık projenin 15 ay içinde biteceğini, Misrata’daki ikinci bir projenin ise yıl sonu hizmete gireceğini açıkladı.5

Gürcistan’da Güncel Politika ve HES’lerin Yeniden Yükselişi

Gürcistan’ın nehirleri

Gürcistan’da Covid-19 salgınından önce Eylül 2019’da yine bir istifanın ardından başbakanlığa getirilen Giorgi Gakharia, Ekim 2020’deki parlamento seçimleriyle birlikte koltuğunu korusa da kendi partisi Gürcü Hayali Partisi (GHP) ile ana muhalefet partisi Birleşik Ulusal Hareket (ENM) lideri Nika Melia’nın tutuklanması üzerinden ihtilafa düşerek Şubat 2021’de istifa etti. Yerine gelen yine GHP’den İrakli Garibaşvili, partinin kurucusu ve ülkenin en zengin ismi Bidzina Ivanişvili’nin desteğini alıyor. ENMnin politikaları ise partinin eski lideri ve şu an Ukrayna’da sürgündeki eski cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili tarafından belirleniyor. Gürcistan’da pek çok politik partinin net bir ideolojik çizgisi olmasa da ve parti liderleri çoğunlukla zengin iş insanlarından oluşsa da Batı yanlısı ve NATO üyeliği peşindeki ENM ve Saakaşvili’ye karşılık içlerinde yabancı düşmanı, Ortodoks, milliyetçi, liberal çizgileri barındıran irili ufaklı 8 partinin koalisyonundan oluşan, AB ve Rusya arasında bir denge kurmaya çalışan Gürcü Hayali Bloku’nun iki ana eksen olduğu söylenebilir. Daha önce 2008’deki savaşla Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanıyarak Gürcistan’ın NATO üyeliği hevesine son veren Rusya’nın son Ermenistan-Azerbaycan savaşıyla Güney Kafkasya’daki nüfuzunu artırması, AB-ABD ve Rusya arasında denge arayışındaki ülkede, alttan alta gelişen Rus etkisini öne çıkardı.

2024’te AB üyeliği başvurusu yapacak ülkede hem iktidar hem de ana muhalefet partileri neoliberal politikaları destekliyor, kendi politik çıkarları doğrultusunda ülkenin stratejisini sil baştan ele alıyor.6 En son 5 Mayıs’ta İlham Aliyev ile görüşen Gürcistan Başbakanı İrakli Garibaşvili, iki ülkenin ortak gerçekleştirdiği enerji ve ulaşım projelerinin bölgenin siyasi, ekonomik, ulaşım ve enerji haritalarını değiştirdiğini söylerken ülke ekonomisinin yabancı yatırımcılara bağımlılığını da ifade ediyordu.7 Gürcistan özellikle Saakaşvili döneminde gerçekleştirilen reformlar nedeniyle 2020 yılı Dünya Bankası “İş Yapma Kolaylığı” listesinde 7. sırada yer aldı.8

2008 sonrasında Rusya’yla diplomatik ilişkilerini sınırlayıp Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan ayrılan Gürcistan, dünyadaki kredi genişlemesinin de etkisiyle Bakü-Tiflis-Kars tren hattı projesi, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı projesi, Batum ve Poti limanı projeleri ile ticaret koridoru olma rolüyle hızlı bir büyüme gösterse de politik açıdan stabil bir ülke olmaktan uzaktı. Kömür, petrol ya da doğal gaz rezervleri bulunmayan ülke işte böyle bir bağlam içinde bir yandan enerjide de yine Azerbaycan ve Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmanın yolunu ülkedeki tüm nehirleri HES’lerle kaplamakta buldu. Tamamı SSCB döneminde yapılan büyük barajların yanına “enerji güvenliği” ve “enerji bağımsızlığı” söylemiyle Asya Kalkınma Bankası, Avrupa Yeniden İnşa ve Kalkınma Bankası ile Uluslararası Finans Enstitüsü (IFI) sponsorluğunda nehirlerin tüm elektrik potansiyelini “değerlendirecek” yeni HES’lerin ekolojik dengeler gözetilmeksizin eklenmesi planlandı.9 Ülkedeki ekoloji örgütlerinden Green Alternative ise bu planlara tepki göstererek ülkenin uzun vadeli bir elektrik stratejisi olmadığını, enerji verimliliği ve diğer yenilenebilir enerji türleri aleyhine HES yanlısı bir politikada ısrarın Shuakhevi ve Enguri Barajı’nda oluşan çatlaklar gibi sonuçlara yol açacağını belirtiyor.10 Bu projeler için başta AB olmak üzere yabancı yatırımcılardan kaynak bulan ülkede, uzun süredir farklı emperyalist blokların güdümünde hareket eden burjuva politik partiler nedeniyle politik bir nihilizme savrulmuş halk, yaşanan ekolojik yıkıma karşı sessizliğini bozmayı başardı.

Her yerde olduğu gibi ekolojik yıkım projelerinin o “kalkınma” yaldızları hızla dökülüp doğrudan halkın yaşam hakkına yöneldiğinde irili ufaklı direnişler burada da hızla büyüyüp bir özsavunmaya, bir politik mücadeleye dönüştü. Önce, Hazar Denizi’ne dökülen ülkenin doğusundaki Alazani Nehri üzerine yapılması planlanan Khadori-3 HES’ine karşı, başta Akhmeta’ya bağlı Birkiani köyünde başlayıp sonra civardaki köylere yayılan direniş, diğer HES projelerine karşı direnişleri de tetikledi ve geçtiğimiz Kasım ayında büyük çatışmalara dönüşen bir büyüklüğe ulaştı. 38 polis ve 17 yurttaşın yaralandığı eylemler sonucunda İçişleri Bakanı bölgeye gitmiş ve şirket alanı terk etmek zorunda kalmıştı.11 Rusya sınırında 17 dağ köyünde yaşayan ve Gürcistan tarafından etnik bir azınlık olarak tanınmayan Svan yerli halkı ise Koreli şirketin yapımını üstlendiği Nenskra Barajı’na karşı yıllardır sürdürdükleri mücadeleyi #StopNenskra etiketiyle yeniden canlandırmaya giriştiler.12 Kasım ayında hem Rioni Vadisi’nde kurulan direniş çadırıyla hem de vadinin yakınından geçtiği ikinci büyük kent Kutaisi’deki eylemlerle Rioni Vadisi Hareketi (Save the Rioni Gorge Movement) de ENKA’nın Namakhvani HES projesine karşı direnişi yükseltti. Bu eylemlerde de pek çok gözaltı ve yaralanma olsa da vadide 24 saat çadırlı direniş halen sürdürülüyor.

ENKA’nın Namakhvani HES Pervasızlığı

ENKA, 2019’da Gürcistan hükümetiyle Karadeniz’e dökülen Rioni Nehri üzerinde ülkenin en büyük enerji projelerinden biri olacak Namakhvani Sıralı HES projesi (333 MW’lık Namakhvani ve 100 MW’lık Tvishi HES’leri) için Norveçli Clean Energy Group’un % 10’luk payıyla dahil olduğu bir yap-işlet-devret sözleşmesi imzaladı. 800 milyon doların üstünde bir yatırımla 2023’te bitmesi planlanan santralin sözleşmesine göre 15 yıl süreyle Eylül-Nisan aralığındaki 8 aylık (yıllık üretimin % 60’ına denk) dilim için devlet alım garantisi verirken, fazladan ve 15 yıldan sonraki elektrik üretimi şirketin inisiyatifiyle ya iç piyasaya ya da yurt dışına (çoğunlukla Türkiye’ye) satılabilecek. İhalesi 2017’de gerçekleştirilen projenin planlanışı, sözleşmenin imzalanması, ÇED süreçleri ve projeye karşı açılan 2 dava tamamlanmadan, arazi kullanım haklarının şirkete devri dahil hiçbir sürecin şeffaf yürütülmeden inşaata başlanması halkın tepkisini en çok çeken yönlerden.

Hem bir önceki hem de mevcut Gürcistan hükümetinin HES ve altyapı planları gerçekleşirse Rioni Nehri her 15 km’de bir betona gömülecek ve kurutulacak. Üzüm üretimi ve şarap yapımıyla ünlü Tvishi bölgesi aynı zamanda IUCN tarafından kırmızı listeye alınan sayısız endemik türü barındırıyor. Yine, pek çok tarihi kent alanı ve en az 100 ev baraj gölünün suları altında kalacak.13 Yakın zaman önce depremler yaşanan ve deprem riski ÇED raporunda da belirtilen vadideki Zhoneti köylüsü ve HES Karşıtı Platform sözcülerinden Mamuka Kakauridze’nin “deprem sonucu HES’in beton barajı hasar görürse, 30 metre yüksekliğindeki bir dalga Kutaisi şehrini ve 70 yerleşim yerini yok edebilir” uyarısı da projenin bir başka tehdidine dikkat çekiyor.

Gürcistan Ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Ekim’de şantiye sahasına giderek projenin ülkenin elektrik ihtiyacının % 12’sini karşılamasının yanı sıra 1600 Gürcü vatandaşını da istihdam edeceğini söyleyerek projeye hükümetin tam desteğinin olduğunu açıklamıştı.14 Ancak Şubat ayında ENKA şantiyesindeki depoda önce 3 farklı yangın çıktı. Proje karşıtı 10 binin üzerinde dilekçeyi Ekonomi Bakanlığı’na iletip parlamento önünde bir eylem yapan Rioni Vadisi Hareketi eylemcileri, ENKA’nın, hükümete 30 Ocak’ta bir mektup göndererek “yatırımcı haklarını” koruması için eylemlere müdahale çağrısı yaptığını duyurdu.15 Bunun üzerine 3 Nisan’da kamp alanına kurulan kontrol noktalarıyla ENKA’nın koruyuculuğunu üstlenen ve basında alkol şişeleriyle alanın kirletildiği propagandasını yapan hükümet 11 Nisan’da çok sayıda polis ve jandarmayla “sel tehlikesi” iddiasıyla kamp alanındaki eylemcilere müdahale ederek çadırlarını söktü. Protestoların büyümesi üzerine hem eylemciler hem de şirketle görüşen Gürcistan hükümeti geri adım atmak zorunda kaldı. Eylemlerin diğer kentlere yayılmasının önüne geçmek için eylemci temsilcileriyle görüşmeyi de sürdürürken vadideki kampın kalabileceğini ve ayrıca kamp alanındakiler aksini iddia etse de inşaatın 9-12 aylığına durdurulduğunu açıkladı.16 28 Nisan’da ise Tskaltubo Mahkemesi, ENKA’ya proje öncesi çevresel etki koşullarındaki eksiklikler nedeniyle 1450 dolarlık bir ceza kesti.17 İnşaatı durdurarak AB ve Adalet Bakanlığı’ndan HES proje planlarını incelemesini talep etti.

Ancak ENKA’nın Gürcistan’daki temsilcisi Merab Lominadze “Hükümetin bu pozisyonuna katılıyoruz. Negatif bir sonuç çıkmayacağına yönelik güvenimiz tam” diye belirtirken, şirketin ilk faz çalışmalarına yakın zaman içinde tekrar başlayacağı öngörülüyor.18 Vadideki direniş kampına da katılan Khma Hareketi’nden arkadaşlarımızla yaptığımız görüşmede halkın girişinin engellendiği şantiyenin arka tarafından dolaşıp orman içinden alana bakıldığında ENKA’nın bazı iş makinelerinin hâlâ çalıştığını bildirdiler. Tıpkı İkizdere ve Türkiye’deki diğer projelerde olduğu gibi yargı kararlarını beklemeden ya da kararlara uymadan yangından mal kaçırırcasına bir telaş.

Tüm bu süreçte Türkiye’nin Gürcistan Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan, adeta ENKA’nın bir yetkilisi, Gürcistan hükümetiyle aracısı ya da Türk burjuvazisinin oradaki yatırım uzmanı gibi sık sık açıklamalarda bulundu. HES karşıtı protestolarda Türk düşmanı ve hatta islamofobik söylemlerin Gürcistan’a ve yabancı yatırımcılara zarar verdiğini belirten “mağdur rolündeki” büyükelçi; komşuluk, dostluk, ortak çıkar gibi ifadelerle projenin ekolojik yıkımını gündemden düşürmeye çalıştı. Bir yandan eylem alanına kendi bayraklarıyla gelen Rus yanlısı Ortodoks gruplar ve “Türkler geliyor” korkusunu kışkırtan ırkçı-milliyetçi grupların bu tür direnişleri kendi söylemleriyle boğma ve ele geçirme çabaları cılız da olsa mevcut olmasına rağmen Rioni Vadisi Hareketi’nde öne çıkan isimler her açıklamalarında Türk halkıyla sorunlarının olmadığını şirket ister yerli ister yabancı olsun yaşam alanlarını savunacaklarını belirttiler.

Gürcistan medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın Gürcistan’a yakın bir zamanda bir resmi ziyaret gerçekleştireceğini ancak tarihin henüz netleşmediğini söyleyen Yazgan, kendisinin şirket yetkilileriyle konuştuğunu ve çevresel hassasiyetlerin gözetileceğini iddia ediyor.19 Gürcistan NATO’ya üye olursa Türk askerleri Gürcistan’a gelecek korkusunun yayılmaya çalışıldığını, kimi parti liderlerinin Türkiye’nin Gürcistan sularında gözü olduğunu, vadilerinde jeopolitik çıkarları olduğunu söyleyerek yatırımları iç siyasetin gündemi yaptıklarını ve eylemlerin ENKA’ya değil Türkiye-Gürcistan ilişkilerine yönelik olduğunu savunarak esasında yatırımlar konusunda da üstü kapalı bir tehditte bulunuyor.

Karadeniz’deki HES karşıtı direnişleri yakından takip eden ve doğrudan mücadeleler arası bağ kurmanın yollarını arayan Gürcistan’daki HES karşıtı örgütler için en son İkizdere’deki halkın Cengiz’e karşı direnişi ve jandarmanın alandaki insanlara müdahalesi çok tanıdık görüntülerdi. İkizdereli kadınların kılık kıyafetlerinden taşıdıkları daldan sopalara ve isyanlarına Gürcü halkıyla benzerliklerine değinen eylemciler hem projeyi tamamen durdurmak hem de ülke içinde yayılmaya çalışılan milliyetçi ve islamofobik söylemlere karşı bu benzerlikler sayesinde daha fazla ortak mücadelenin özellikle sosyal medya kanallarından kolaylıkla kurulabileceğini belirtiyorlar.

Çöken Hayaller ve Halkların Kaderlerini Tayini

Kafkasya’dan Orta Doğu’daki tüm eski Osmanlı topraklarına, tüm komşu bölgelerinde yayılmacı bir siyaset izleyebilmek için emperyalistler arası çelişkileri kullanarak yol almaya çalışan ve bunda belli bir aşama kaydeden Türkiye’nin elinde sadece ham hayaller kalmıştır. Hem bu yayılmacılıkta askeri ve ekonomik gücünün sınırlarına ulaşınca hem de küresel kapitalist krizin ona sağladığı imkanlar artık tam aksine onu içeride sınırlar haline gelince de gördüğü emperyalist hayaller cihatçılarla, mafyayla ve bölge sömürgeci ülkeleriyle kurduğu kirli ilişkilerden ibaret hale gelmiştir. Türk devleti, Türk burjuvazisinin bu kirli ilişkiler içinde gerçekleştirdiği sermaye ihracının gereği olarak, Gürcistan’daki gibi durumlarda agresif tutumunu sürdürse de artık bölgedeki ikili ilişkilerinde taviz veren durumdadır. İçerideki çoklu kriz koşullarında, halen temel dayanağı olan Kürt halkı üzerindeki sömürgeci boyunduruğunu sürdürmek için bu tavizleri vermekten başka bir şansı da yoktur.

Ancak tüm politik denklemlerin içine henüz tüm sonuçlarıyla dahil olmasa da giderek kendini dayatan küresel ekolojik çöküş gerçekliği, bölge uluslarının kendi kaderini tayin hakkının, yani ayrı bir devlet kurma hakkının, yani ulusun kolektif politik haklarının, bu bağlamda da ele alınmasının zorunlu olduğunu somut örnekleriyle şart koşmaktadır. Bölgede ezilen ulusların geleceğinde bu ekolojik çöküş içinde ulusal burjuva kalkınmacı yoldan özgür ve umutkâr bir yaşam görünmezken yaşanılan bölgenin yerlisi olma, oranın kültürüyle şekillenme, doğasıyla bütünleşme ile yeniden kurulacak bir yaşam ancak demokratik ve sosyalist halk birlikleri ile gelecektir. Bu tür yerel direnişlerin ekolojik yıkımlara karşı aşması gereken özelliklerinden olan yerelci ve siyasetler üstü yaklaşımlar, tam da o yereldeki bu sömürgeci siyasi ilişkilerin açığa çıkarılmasıyla, doğada sınırların olmaması gibi, kendi enternasyonalist ve tüm ezilenlerin safındaki çizgisine oturacaktır.

Yalnızca böyle bir yaklaşımla, Gürcistan’ın enerji ihtiyacı, Türkiye’nin Karadeniz Bölgesi’ndeki kentlerinin enerji ihtiyacından bağımsız ele alınamaz ve böylece şirketlere karşı tekil direnişler hızla devlet-halk çelişkisine evrilerek devrimci sonuçlar doğurabilir ve ekoloji mücadelesi sınıfsal politik mücadele içinde kendi rolünü oynayacak bağlama oturabilir.

23 Mayıs’taki eylemde Gürcistanlılar kendi hükümetleri ve ENKA’ya karşı seslerini yükseltirken arkalarında İkizderelilerin ve tüm bölge halklarının desteğinin de olduğunu bilerek eylem alanında olacaklar.

Not: Polen Ekoloji Kolektifi olarak Rioni Vadisi direnişçileri ile Türkiye’nin enerji yatırımlarını konuştuğumuz söyleşiyi buradan izleyebilirsiniz. Ayrıca HES karşıtı mücadeleyi takip edebileceğiniz bazı sosyal medya kanalları ise şunlar: Khma, Khma Instragram, Samartlian Energo Politikistvis, Green Alternative, Civil

3Bu santral daha geçtiğimiz günlerde üretime başladı: ENKA Power Adapazarı Santrali üretime başlamıştır, 19 Mayıs 2021

8ENKA’nın proje ortağı Norveçli Clean Energy Group bu bilgiyi ve Gürcistan’ın Energy Charter Treaty ile New York Konvansiyonu’nu imzalamasını bu projeye yatırım yapmasındaki sebepler arasında gösteriyor.