Türkiye’de Madenciliğin Politik Ekolojisi Sempozyumu

0
346

Cerattepe’den Kazdağları’na, Murat Dağı’ndan Munzur’a, Mazı Dağı’ndan Finike’ye, Fatsa’ya… Ülkemizin her karış toprağı maden şirketlerinin talanı ile karşı karşıya. Muğla’nın yüzde 59’u, Kazdağları Yöresinin yüzde 79’u, Artvin’in yüzde 71’i maden sahası…

Yaklaşık yirmi yılımız, kentlerimizi inşaat şantiyesine dönüştüren “kentsel dönüşüm projeleri”, “duble yollar”, köprüler, 3. Köprü ve 3. Havaalanı, AVM, site projeleri ile “beton yıllar” olarak geçti. İnşaat üzerinden sermaye birikimi yaratma modeli, hem kentlerimizdeki kamusal alanları, parkları, ormanlık alanları, su varlıklarını yok etti, hem emekçi yoksul yurttaşlarımızı yerinden etti, hem bireysel ve kamusal olarak devasa borç yükünün altına soktu hem de emekçiler için insanlık dışı çalışma koşulları yarattı.

Kentlerdeki bu inşaat dalgasının ham madde ve mamul madde ihtiyacı için bütün ormanlarımız, vadilerimiz, tarım alanları, kısacası yaşam alanlarımız maden sahası ilan edildi. İktidar iflas eden inşaat sektörünü beslemek için madencilik faaliyetlerini yüzde yüz arttırma hedefi koydu. Ardı ardına yüzlerce ÇED izinleri dağıtıldı.

İklim krizi, kuraklık, gıda ve su krizi gibi sadece bugünümüzü değil, gelecek nesilleri de etkileyecek olan ekolojik krizin ağırlaşan koşulları altında madencilik furyasının yarattığı sonuçlarına karşı, mücadelemizin sacayakları olan akademisyenler, hukukçular, ekolojistler, emekçiler olarak “Nereye Gidiyoruz?” ve “Ne Yapmalıyız?” sorularına yanıtlar üretmek için Madenciliğin Politik Ekolojisi Sempozyumu’nda bir araya geliyoruz.

Başta siyanürlü altın madenciliği gelmek üzere madencilik furyasının ekonomi politiği; şirket-iktidar-bürokrasi-yargı ilişkilerinin ulusal ve küresel durumu; madenciliğin iklim, su ve orman varlıkları üzerindeki etkisi, halk sağlığına zararları; madenciliğin bu sektörde çalışan emekçilerde yarattığı yıkım ve tarıma etkileri ile emekçi köylülerin yaşadığı yıkım; emek ile ekoloji hareketlerinin ortaklığının nasıl sağlanabileceği; madenciliğe karşı verilen mücadele deneyimleri ve bundan sonra neler yapılabileceği gibi konuların ele alınacağı Sempozyum 26-27 Haziran tarihlerinde çevrimiçi olarak gerçekleştirilecektir.

Tüm emekten ve doğadan yana kurum ve kişileri Sempozyumumuza katılmaya çağırıyoruz.

Sempozyuma katılım için formu doldurun.

Program şu şekilde: