Türkiye’nin 2021 Model Asbest İkilemi

Çeviri: Polen Ekoloji Çeviri Ekibi

0
1005

Laurie Kazan-Allen | Uluslararası Asbesti Yasakla (IBA) Sekreteryası| 14 Nisan 2021

Asbest yüklü bir uçak gemisinin Türkiye’deki bir tersaneye hurdaya çıkarılmak üzere yol aldığı haberi üzerine oluşan tepki1, yaklaşık bir milyon ton asbestin ticari kullanımının2, kırsal alanlarda doğal yollarla meydana gelen asbestin varlığının3 ve gemi geri dönüşüm/parçalama tersanelerindeki tehlikeli çalışma koşullarının sonuçlarının neden olduğu görünmez fakat ölümcül mirası ele almada ülkenin yaşadığı başarısızlığı bir kez daha ön plana çıkardı.

Türkiye hukuku uyarınca – Sağlık İşleri Sosyal Sigorta Yönetmeliği’nde belirtildiği üzere – asbestle ilgili şu hastalıkların mesleki nedenlerle ortaya çıktığı kabul edilir: asbestosis, akciğer kanseri, mezotelyoma, plevral hastalıklar ve diğer belirtilmemiş kanserler. Asbeste işyeri maruziyeti ile bu hastalıkların görülmesi arasındaki bağlantıların resmiyette kabul edilmesine rağmen, Avrupa ülkelerinde yapılan bir 2013 yılı araştırmasının verileri, 20 yıldan fazla bir süredir mesleğe bağlı hastalık olarak kabul edilen asbestosis, akciğer kanseri, mezotelyoma ve plevral plak vakalarının toplam Türkiye vaka sayısını göstermek için ayrılan sütunlar altında n/a (mevcut değil) ibaresini taşıyor.4

Türkiye verilerinin yokluğunu yorumlayan araştırmacılar şöyle yazıyor:

“Türkiye’deki mesleki asbest maruziyetinin solunuma bağlı sağlık etkileri hakkında çok az veri var. Asbestosis durumlarının yılda 10 vakaya kadar olduğu tahmin edilmektedir. 2006 tarihli asbestli çimento fabrikası işçilerini araştıran bir çalışmaya göre, test yapılmış tesislerde şantiyedeki medyan asbest tozu konsantrasyonu havada 0,22 fiber/cm3 olarak ölçülmüştür (Akkurt vd., 2006). Bu konsantrasyon, krisotil asbest için dünyadaki en katı mesleki maruz kalma sınırlarından daha yüksekti (Yönerge 83/477 /EEC’ye göre havada 0,1 fiber/cm3). Asbestosis ve akciğer fonksiyonu anormallikleri riskinde bir artış bekleniyor.”5

Görünen o ki o günden bu yana Türkiye’de çok az şey değişmiş. 2018 yılı itibariyle hükümet verilerini açıklayan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), “Türkiye’deki işyeri kazaları ve mesleki hastalıklara bağlı ölümlerin sayısının son yıllarda önemli ölçüde düşmüş ve şu an 600 civarında” olduğunu belirtirken İstanbul İSİG Meclisi, 2018’de Türkiye’de işyeri kazalarında 1923 kişinin yaşamını yitirdiğini ve “bundan ayrı 12 bin kişinin6 de aynı dönemde mesleki hastalıklardan öldüğünün tahmin edildiğini” bildirdi.7

Hükümetin rakamları ile Türkiye’deki mesleki yaralanma ve hastalıkların neden olduğu ölümcül kayıpların sayısı arasındaki bağlantısızlığı onaylayan, iş sağlığı ve iş güvenliği kampanyası yürütücülerinden Aslı Odman, 2018 Birleşik Krallık Zararlı Maddeler Karşıtı Kampanya Konferansı delegelerine Türkiye’de bir meslek hastalığına resmi teşhis almanın “inanılmaz derecede karmaşık” olduğunu8 ve bu hastalıklardan ölen kişilerin devlet verilerindeki eksiklik nedeniyle “tamamen görünmez” kaldığını anlatmıştı.9 “Resmi olarak” diye belirtiyor Odman, “2013’ten bu yana, Türkiye’de işe bağlı hastalıklardan hiç kimse ölmedi.”

2000’de satılana kadar FS Foch adıyla Fransız Deniz Kuvvetleri’nin bir parçası olan São Paulo adlı Brezilya gemisine 12 Mart 2021’deki müzayedede kazanan teklifin, Aliağa-İzmir’den SÖK Denizcilik ve Tic. Ltd.10 adına Brezilyalı bir şirket (Cormack Marítima) tarafından yapıldığı haberi birbirinden farklı tepkilere yol açtı. Geminin söküm için Asya’da bir sahile gitmek yerine AB onaylı bir tersaneye gidecek olması haberini memnuniyetle karşılayan bazı çevre kampanyacıları bir rahatlama yaşadıklarını ifade etse de Türkiye’deki teknik uzmanlar, işçi hakları ve çevre örgütleri, gemide yüklü tahmini 600 ton asbest ve diğer toksik madde hakkında endişelilerdi.11

29 Mart 2021’de, Türkiye Asbest Söküm Uzmanları Derneği (ASUD) tarafından yapılan basın açıklamasında, dernek başkanı Mehmet Şeyhmus Ensari, geminin Türkiye’ye yaklaşan varışıyla ilgili bir dizi soru yöneltti:

• Geminin Türkiye’ye sevkinin, gemilerin sertifikalı bir Zararlı Madde Envanteri taşıması gerektiğini şart koşan AB Gemi Geri Dönüşüm Düzenlemesi hükümlerine uygun olmasını sağlamak için hangi adımlar atılmıştır?

• Tehlikeli Atıkların Sınır Aşan Hareketlerinin ve Bunların Bertarafının Kontrolü üzerine Basel Sözleşmesi’nin hükümlerine, toksik atıkların ihracı – geminin 600 ton asbest ve diğer toksik malzeme içerdiği düşünülüyor – özellikle yasaklandığı halde nasıl uyulabilir?

• Aliağa tersanesindeki çalışma pratiklerinin bağımsız bir denetimi olacak mı? Türkiye’nin asbestle çalışırken gereken sağlık ve güvenlik önlemleri konusundaki yönetmelik hükümlerine uyulacak mı?

• Son beş yılda, Aliağa geri dönüşüm tesisinde gemilerden ne kadar asbest sökülmüştü; asbest atıkları nerede ve nasıl bertaraf edildi?

Geçen hafta Türkiye’nin Çevre, Aile, Sağlık ve Ulaştırma Bakanlarından, Aliağa’daki asbestle kirlenmiş uçak gemisinin sökülmesinin bir halk sağlığı ve çevre felaketine neden olmayacağına dair güvenceler istendi.12 Meclisteki konuşması sırasında muhalefet partisi CHP’den Murat Bakan, Sağlık Bakanlığı’nın, sökümün yapılacağı tesisin yakınında yaşayan insanların sağlık sorunlarını tedavi etmek için bir yol haritası olup olmadığını sordu. Bakan ayrıca, dört bakanın, geminin Türkiye’de sökülmesine izin vermek için karar alınmadan önce, yerel halkla, STK’larla ya da teknik uzmanlarla neden bir istişare yapılmadığını açıklamasını istedi.

São Paulo’nun alımı haberinin yayınlanmasından bu yana Türkiye’deki sivil toplum grupları sosyal medyada, savaş gemisinin Aliağa’da sökülmesinin mesleki, çevresel ve kamusal sağlığa zararlarıyla ilgili seslerini yükselttiler. Geleneksel medya da, Asbest Söküm Uzmanları Derneği, İstanbul İSİG Meclisi ve Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) tarafından ifade edilen endişelere yer verdi. Görüşlerini ifade edenlerin her biri, hükümetin kirli ve ölümcül teknolojilere ve Türkiye’deki insanların sağlıklı bir ortamda yaşama anayasal hakkını ihlal eden ticari faaliyetlere olan açık desteğini kınadı.13 EGEÇEP eş sözcüsü, halk sağlığı hekimi Dr. Ali Osman Karababa, kârın sağlığın önüne koyulmasına olan öfkesini ifade etti:

“Ülkemiz ve toplumumuz, geminin sökülmesi sürecinden ve ilgili süreçten hiçbir kazancı yok. Aksine, halkımız kirli bir ortamda yaşamak zorunda ve bunun neden olduğu sosyal maliyetleri ödemek zorunda bırakılıyor, sağlıklarını kaybediyorlar ve yaşam kaliteleri bozuluyor. Sonuç olarak, kaybeden halk oluyor…”14

9 Nisan 2021’de, Aliağa Liman Yönetimi’nin, söküme itiraz eden gruplardan bir dilekçe aldığı bildirildi: Süreci eleştirenler: “Gemilerin geri dönüştürülmek üzere karasularımıza girmelerini istemiyoruz. Gemi söküm tersanesi kapatılmalıdır,” diye belirtirken15 bilim insanı Prof. Dr. Ertuğrul Barka’ya göre, São Paulo’nun tehlikeli bir malzeme kokteyli olması muhtemel:

“Asbest tehlikelidir, ancak daha da ciddi olan durum bu gemilerin ağır yağlar, ağır metaller ve radyoaktif madde içermesidir. Bu Fransa’nın nükleer gemisiydi. Fransız emperyalizminin politik ve ekonomik çıkarları için dünya denizlerini dolaştı. Fransız devleti, kendi insanlarının sağlığını ve doğasını korurken ülkemizi ekolojik olarak mahvedecek. Bu ekolojik emperyalizm.”

Sivil toplum gruplarından gelen ayaküstü yorumlar, geminin Türkiyeli işçilerin ve halkın hayatına ciddi bir tehdit oluşturmadığını gösteren inandırıcı kanıtlar üretilmediği sürece, São Paulo’nun Türkiye’ye gelişini engellemek için yasal bir mücadelenin yürütülebileceğine işaret ediyor.

Bu makalenin ilk paragrafında belirtildiği gibi, asbest yasaklanmadan önce (2010), Türkiye yaklaşık 1 milyon ton asbest tüketmişti. İki büyük deprem fay hattı üzerinde oturan bir ülkede16 ülke genelindeki kentsel yenilemenin çılgın temposu ve merkezi yönetim ve belediye yetkililerinin yönetmelikleri uygulatmadaki başarısızlıkları herkesin serbestçe kuralsız hareket etmesine neden olmuştur. Bazı projeler gözetim altına alınırken, çoğunda bir denetim olmuyor.17 Geçen yıl (2020) Erzurum’da bir binanın kontrolsüz yıkımını kınayan, asbest temizleme uzmanı Mehmet Şeyhmus Ensari durumu şöyle ifade etmişti:

“Dün, binanın asbest tespiti olmadan yıkıldığını ve şehrin kalbinde, Yakutiye ilçesindeki Çaykara Caddesi’nde yapılan yıkımda toz bastırma sistemine su sağlanmadığını öğrendik… Bu çalışmaların Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin bilgisi ve izni ile gerçekleştirildiğini öğrendik.”18

Fransa’da yapılmış, ancak Brezilya’ya satılmış bir gemi olan São Paulo’nun bertarafı zor bir konudur. Brezilya’da güvenli bir şekilde sökülme kapasitesi yoktur ve Fransız makamlarının kamu baskısı olmadan sökme sorumluluğunu kabul etmeye istekli olmayacağı oldukça yüksek bir ihtimal. Türkiye’de konuya dair günlük siyasi ve kamuoyu tepkisini büyüten taban momentumuyla, São Paulo hikayesi sona ermekten çok çok uzak. Bu gelişmelerin önemini yorumlayan Profesör Asli Odman:

“São Paulo’nun İzmir’de sökülmesi, sadece STK’lar tarafından değil, yerel siyasi liderler, teknik uzmanlar ve sendika örgütçüleri tarafından dile getirilen halk muhalefetiyle artık tamamen popüler bir vaka olma yolunda. Geminin, Türkiye’nin toksik asbest mirasını ele almadaki süreğen başarısızlığına karşı ulusal bir kampanya için poster yüzü olacağını görebiliyorum. Anayasamız vatandaşların toksik risklerden uzak güvenli bir ortamda yaşama hakkını garanti altına alıyor. Sivil toplum grupları, olası her koruma önleminin, geminin sökülmesinde çalışanlara, geri dönüşüm alanındaki diğer işçilere ve yerel halka sağlandığından emin olmak için eylemlerini sıkılaştırıyor. Geminin Türkiye’ye varışının ortaya çıkardığı zorlukla yüzleşeceğiz, çevre, emek ve sağlık hakkı eylemcileriyle birlikte örgütleneceğiz ve hükümetin ve tersane yönetimlerinin yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamak için elimizden geleni yapacağız.”

5Age, sayfa 24.

6Bu metnin incelemesini yapan akademisyenlerden biri, kendi fikrine göre mesleki hastalıklar kaynaklı 12 bin ölüm sayısının “muhafazakâr” bir hesaplama olduğuna işaret etti.

9Dünya Sağlık Örgütü verilerine dayanarak Türkiye’deki iş sağlığı ve iş güvenliği kampanyacıları, Türkiye’de her yıl 350 bin kadar mesleğe bağlı hastalık vakasının görüldüğünü hesaplıyorlar. Türkiye SGK verilerine göre ise bu sayı 2016 yılı için sadece 597 olarak belgelendi. #IWMD19 special report: Making work-related murders visible in Turkey. Hazards issue 145; 2019.

14Age.