Yazar: Burak Erdoğan

21. yüzyılda, ekolojik mücadeleleri düşünürken, ekonomi-politik çerçeveleme (Marksist, Neoklasik ya da Keynesyen) yaklaşımlarının genelde iki temel yapısal mercekleme etrafında programlanmış olduğunu görüyoruz: Bunlardan ilki, doğal çevrenin ekosistem, çeşitlilik, iklim sistemlerinin korunması düzeyinde; diğeri ise, toplumsal çevrenin toplumsal örgütlenmeler, kolektif yaşam inşası düzeyinde işler. Ekososyalist yaklaşımlar bu iki düzeyin ilişkiselliğinin vurgulandığı kuramlardır; doğal çevrenin form kazandırdığı toplumsallık içinde, üretim biçimlerinin yeniden şekillendirdiği toplumsal yapılar ve bu dinamiğin belirlenimleriyle bu dinamiğin yeniden şekillendirdiği doğal çevre tahayyülü, bir yapı dinamiği aracılığıyla iç içe geçmiş, sınırları bulanıklaşmış sistemlerdir. Bu çerçeve bugün gerçekten de yadsıyamadığımız olguları örneğin; sermaye tarafından metalaştırılan doğa ve emek, ekokrizle mücadelenin…

Devamını Oku