Hatırlayalım:
New York’ta emeğinin sömürülmesine karşı grev başlatan 129 kadın işçinin grev esnasında çıkan yangında fabrikaya kilitlenerek katledilmesi sonrasında “Emekçi Kadınlar Günü” ilan edilmişti 8 Mart. Bizi evlere hapsetmeye çalışan erkek devlete karşı kampüslerde, işyerlerinde, sokaklarda, hapishanelerde, köylerde bulunduğumuz her yerde kadın mücadelesini sürdürüyoruz.
Yaşamımıza, emeğimize, bedenimize yönelik saldırıların gittikçe derinleştiği bir dönemden geçiyoruz. Kadınların hak ve özgürlükleri gasp ediliyor, adaletsizliklere, çevre talanlarına, hayvan özgürlüğüne karşı ön saflarda olan kadınların itirazları susturulmaya çalışılıyor, aile yılı ile makbul kadınlık normları dayatılıyor, LGBTİ+’ların varoluşu baskılanıyor ve kriminalize ediliyor. Kadınlar ve LGBTİ+’lar, erkek yargı eliyle korku iklimine hapsedilmeye çalışılıyor. Özellikle 11. yargı paketiyle LGBTİ+’lara yönelik baskı artıyor. “Toplumsal cinsiyet”, “cinsel yönelim” gibi kavramlar hedef alınıyor. Tehlikenin farkındayız ve omuz omuza direnmeye hazırız.
Emeğimiz Bizimdir!
Sermaye ve erkek devletin kadınlar için iki planı var: ya eve kapatıp yeniden üretim emeğini ücretsiz bir şekilde sömürmeye çalışıyor, ya da depolarda, tekstil atölyelerinde, fabrikalarda, şirketlerde güvencesiz bir şekilde, esnek çalışma koşullarıyla, mobbingle, tacizle ve sefalet ücretleriyle karşı karşıya bırakıyor.Yani ya üretimin en kabul edilemez koşullarına ya da yeniden üretimin ücretsiz köleliğine mecbur olmamız bekleniyor. Bu beklentiyi elbette boşa çıkarıyoruz! Emekçi kadınlar grevlerde en önde duruyor. Gözaltılara, polis şiddetine, tutuklamalara meydan okuyor, hukuksuzluklara itiraz ediyoruz. Yaşama saldırılan her alanda direniş örgütlüyoruz.
Yaşamımız Bizimdir!
Şüpheli kadın ölümlerinin sayısı her yıl gittikçe artıyor. 2025 yılında en az 294 kadın öldürüldü, 297 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. 2025 yılında ilk defa şüpheli kadın ölümlerinin sayısı, kadın cinayetlerinin sayısını geçti. Kadınlar katlediliyorlar ve bu katliamların üstü “intihar etti”, “kazayla oldu”, “yüksekten düştü”, “psikolojik problemleri vardı” vb. yalanlarıyla örtülmeye çalışılıyor. Erkek devletin hizmetindeki yargı sistemi ile failler aklanıyor, deliller karartılıyor, dosyalar kapatılıyor. Erkek adalete karşı şüpheli kadın ölümlerini aydınlatmak için mücadelemizi sürdüreceğiz. Nadira’nın, Duygu’nun, Rojin’in, Şebnem’in, Fatma Nur’un ve cinayeti aydınlatılmayan tüm kadınların hesabını soracağız!
Kadınların yaşamına yönelik saldırılar, şüpheli kadın ölümleriyle sınırlı değil. Emperyalist devletlerin başlattığı paylaşım savaşlarında ezilen halklara zulmedilirken kadınlara yönelik özel politikalar uygulanıyor. Kadınlar, işgalci devletler tarafından öldürülüyor, hapsediliyor. Hapishanelerde tutsak kadınlar, fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddete maruz kalıyor.
Yaşam Alanlarımız Bizimdir!
Hava sıcaklıklarının yükselmesi, kuraklık riskinin artması vb. durumlar ile kendini gösteren ekolojik kriz son hızıyla devam ederken ekolojik yıkımın tüm yükünü kadınlar yaşıyor: yaşam alanlarından koparılıp, yerinden edilen edilen kadınlar kentlerde kölelik koşullarında işçileştirilip, belleksizleştiriliyor ve şiddete maruz bırakılıyor. Kadına şiddeti daha çok derinleştiren aile yılı gibi politikalar, ekolojik yıkımın ana nedenlerinden kapitalist madencilik projeleri üzerinden finanse ediliyor. Bu ise ekolojik yıkımla kadın özgürlüğüne karşı politikaların nedeninin erkek egemen kapitalist ve faşist sistemden kaynaklandığını açıkça gösteriyor.
Dayanışmamızın Sınırı Yok!
Bütün bunlar yaşanırken kadın mücadelesi yürüten, “şüpheli kadın ölümlerini aydınlatacağız” diyen, Rojava kadın devriminin kazanımlarını sahiplenen, erkek devlet şiddetine karşı ses çıkaran, kadınları özellikle hedef alan savaş politikalarını kabul etmeyen kadınlar ise gözaltı, tutuklama saldırılarına maruz kalıyor. Dışarıda olduğu gibi içeride de direnişi büyüten, kadın iradesinden geri adım atmayan devrimci tutsak kadınları selamlıyoruz. Kadın dayanışmasına duvarlar, parmaklıklar dayanmaz.
Kadın dayanışması sınırları da tanımaz. Filistin, Kürdistan, Suriye, Kongo, Sudan, İran dahil olmak üzere dünyanın her yerindeki kadınların direnişi baharı getirecek.
Yaşasın yaşam ve özgürlük mücadelemiz, yaşasın inadımız ve umudumuz, yaşasın birbirine karışan sesimiz!
Polen Ekoloji Kolektifi Kadınları
