Merhaba; Anlaşılan elli yılı aşkın bir meslek yaşamından hiçbir ders çıkarmamışım. Çıkarmış olsaydım eğer “2B serüvenini” bir daha yaşanmayacağını düşünmezdim, yine yanılmışım. Günümüzde artık çok daha vahim bir uygulama gündemde çünkü: Siyasal iktidar 25 Mart 2022 günü TBMM’ye “Hazineye Ait Taşınmaz Mallarının Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanım ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ni gönderdi. Hoş göreceğinizi umarak bir uyarıda bulunacağım: ✓ “2B” tartışmasını, uygulanmasını ve sonuçlarını anımsamıyorsanız, ✓ 6831 sayılı Orman Kanunu’na 2018 yılında getirilen Ek Madde 16’yı bilmiyorsanız, ✓ 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve…
Yazar: Yücel Çağlar
Yazıyı pdf formatında okumak için tıklayınız: Ormanlarımız ve Ormancılığımız Üzerine ‘Sessiz’ Tartışmalar Her fırsatta söylüyorum: “- Ormancılık yalnızca ekolojik, yönetsel, teknik boyutları olan bir etkinlik alanı değildir !” Geçtiğimiz yıl boyunca da bu gerçeği yineleyip durdum. Gündeme gelen pek çok gelişme bu gerçeği açıkla ortaya koydu, koyuyor; bundan sonra da koyacak. Bu nedenle günümüzde bu gerçeği yadsıyanların kalmadığını sanıyordum. “Ormanlarla” ilgili özellikle olumsuz gelişmeler gündeme geldiğinde yapılan tartışmaların içeriğine bakılırsa “fena halde” yanılıyormuşum. Ah şu popülizm, kolaycılık, indirgemecilik… Biliyor musunuz, böylesi yaklaşımları, söylemlere tanık oldukça…
Merhaba (!) Soruyorum, bir umutla, bir inatla… Bakarsınız ilgisiz “ilgililer” başta olmak üzere birileri daha sorar, dahası yanıtlar. Yanarak, yakılarak geçen şu günlerde kimileri gibi “fırsatçılık” yapmaya, bulanık suda balık avlamaya çalışmıyorum. Yarım yüzyıllık bir orman mühendisi olarak “kol kırılır yen içinde kalır” tutumundan da hep nefret etmişimdir. Ek olarak, güncelleşen yıkımları deyim yerindeyse, “sıcağı sıcağına” tartışmamayı ilke edinmişimdir. Ancak, şimdilerde yakın dönemde görmediğimiz boyutlarda bir yıkım yaşıyoruz. Öyle ki, nasıl olduysa bu kez başsavcılarca da soruşturma açılacakmış; açılsın. Bu da yetmez bence: TBMM, Devlet Denetleme Kurulu, Sayıştay vb. kurumlar da araştırıp soruştursun. Ancak bu soruşturmalar yalnızca kundaklama vb. nedenlere…
Ormanlar ve ormancılık üzerine “sessiz” tartışmalar… “Havanda su dövmek yerine…” “Hayrettin Karaca’nın anısına sevgi ve saygılarımla” Doç.Dr.Yücel ÇAĞLAR* Belki de tümünü birlikte söylemem gerekiyor… Ancak söz konusu sorunlar tartışılırken ne olgusal, ne dönemsel, ne yöresel, ne de sınıfsal bir ayrım yapılıyor. Dahası söz konusu sorunlar birbirlerine karıştırılıyor da. Sözgelimi “kuraklık”, temelde, yağışların nitelik ve niceliği, sıcaklık, nemlilik, buharlaşma, rüzgâr vb. oluşumlardan kaynaklanan doğa kökenli bir durumdur; dönemsel ya da süreğen, bölgesel ya da yöresel olabilir. “Su kıtlığı” -”susuzluk”(?)- ise var olan su kaynaklarından su sunumunun niteliği ile niceliğinin, zamanlamasının su isteminin nitelik ve niceliğini karşılayamamasıdır; toplumsal, ekonomik,…