Skip to content
Close Menu
polenekoloji.org
  • BİZ KİMİZ
    • Polen Ekoloji Manifestosu
    • Amaç ve İşleyiş
    • Faaliyet Raporları
  • KATIL
  • ENSTİTÜ
  • POLEN BÜLTEN
  • POLEN DERGİ
  • GÜNDEM
  • TEORİ
    • Emekoloji
    • Gıda Egemenliği
    • Hayvan Özgürlüğü
    • İklim
    • Kent Ekolojisi
    • Mücadele ve Örgütlenme
    • Marksist Ekoloji
    • Dosya: Kapitalizm ve Ekolojik Yıkım
    • Madenciliğin Politik Ekolojisi
  • ENGLISH
Sitede Gezinin
  • ADALET MÜCADELELERİ (29)
  • EKOLOJİ/İKLİM HAREKETLERİ (73)
  • English (22)
    • maın (5)
  • GÜNDEM (304)
    • ETKİNLİKLER (10)
  • MEDYA (5)
    • PODCAST (2)
    • VIDEO (3)
  • SÖYLEŞİ (47)
  • TEORİ (261)
    • Dosya: Kapitalizm ve Ekolojik Yıkım (24)
    • Emekoloji (21)
    • Genel (1)
    • Gıda Egemenliği (21)
    • Hayvan Özgürlüğü (7)
    • İklim (25)
    • Kent Ekolojisi (26)
    • Madenciliğin Politik Ekolojisi (27)
    • Marksist Ekoloji (22)
    • Mücadele ve Örgütlenme (26)
  • YAYINLAR (63)
    • Faaliyet Raporları (3)
    • Polen Bülten (26)
    • Polen Dergi Yazıları (8)
    • Polen Ekoloji Kitaplığı (10)
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube
polenekoloji.org
  • BİZ KİMİZ
    • Polen Ekoloji Manifestosu
    • Amaç ve İşleyiş
    • Faaliyet Raporları
  • KATIL
  • ENSTİTÜ
  • POLEN BÜLTEN
  • POLEN DERGİ
  • GÜNDEM
  • TEORİ
    • Emekoloji
    • Gıda Egemenliği
    • Hayvan Özgürlüğü
    • İklim
    • Kent Ekolojisi
    • Mücadele ve Örgütlenme
    • Marksist Ekoloji
    • Dosya: Kapitalizm ve Ekolojik Yıkım
    • Madenciliğin Politik Ekolojisi
  • ENGLISH
X (Twitter) Instagram YouTube
polenekoloji.org
Home » İzmir’in Nükleer Atık Felaketi Halen “Duruyor”

İzmir’in Nükleer Atık Felaketi Halen “Duruyor”

By Defne Gönenç3 Mayıs 2023Updated:7 Nisan 20245 Mins Read
Share
Twitter Facebook Bluesky Threads Copy Link

İzmir’deki “gömülü” nükleer atık faciasını biliyor musunuz? İzmir Gaziemir Emrez’de, havaalanını şehre bağlayan yolun tam yanında, bir petrol istasyonunun arkasında, eski nükleer atıklar gömülü. Gaziemir Belediyesi’nin sitesine göre atıklar 500 bin tondan fazla ve yaydıkları radyasyon da yasal sınırın 7 bin 291 kat üzerinde. Atıkların varlığı ilk defa 2007yılında keşfedilmiş. Türkiye’de nükleer enerji kullanılmadığından bu atıkların yurtdışından getirildiği kesin. Fakat tam olarak kaç yılında ve nereden getirildikleri bilinmiyor. Atıkların bulunduğu saha eski bir kurşun fabrikası’na ait. Hatta atıkların orada gömülü olduğunun bile ilk olarak fabrika hissedarları arasındaki bir anlaşmazlık ile ortaya çıktığı söylentiler arasında. Kısacası denetimsizlik o kadar büyük boyutta ki Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olan İzmir’de şehrin tam ortasına ve yaşam alanlarının hemen yanına gömülen nükleer atıkların varlığı biraz da şans eseri ortaya çıkmış. Bu atıklar yurtdışından getirilebilmiş ve gümrükten geçirilebilmişler…

Yürütülen çevre ve hukuk mücadelesine rağmen yıllar boyunca öylece tarlada “duran” atıklar, 2021 yılında Gaziemir Belediye Başkanı’nın 3 ay boyunca her cuma alana gidip “durmasıyla” tekrar gündeme gelmişti. Bu protestodan sonra kepçelerle bazı temizlik işlemlerinin yapıldığı söylentiler arasında olsa da nükleer atıkların bu şekilde temizlenemeyeceği de aşikâr… Yani tam 17 yıldır süren temizleme çalışmaları gizemini koruyor. Ocak 2023’te İzmir Büyükşehir Belediyesi, Gaziemir Belediyesi, meslek kuruluşları ve çevreci hukukçuların yer aldığı “İzmir’in Çernobil’i Temizlensin Komisyonu” temizlik işlemleri ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ve Nükleer Düzenleme Kurulu’na 14 adet soru yöneltti. Kulağa korkunç gelse de “Alandaki radyoaktif ve tehlikeli atıkların bölgeden uzaklaştırılması konusunda neler yapılmıştır?” “Atıkların miktarı ve alandaki dağılımına yönelik tespit çalışması yapılmış mıdır?” “Ülkemize girişi yasak olan nükleer atıkların bölgeye nasıl geldiği konusunda çalışma yapılmış mıdır?” gibi en temel konular bile 16 yıl sonra halen sorulan sorular arasında.

Gaziemir’de, şehrin en işlek noktalarından birinde tüm şehrin havasını, suyunu ve sağlığını tehdit ederek yıllardır öylece duruyor bu nükleer atıklar… Büyük Türkiye’nin en büyük zavallılıklarından, çaresizliklerinden birini gözler önüne seriyor. Fakat sorun aslında sadece Türkiye ile de sınırlı kalmamakta. Gittikçe güvencesizleşen küresel dünyada kapitalizmin çoklu adaletsizliğini ve sömürüsünü açıkça ortaya koymaktadır.

İlk olarak küresel çevre adaletsizliğinin en açık örneğidir. Yani çevre tahribatına, tüketim-gelir sevileriyle daha az sebep olan (bu durumda sebep dahi olmayan) az gelişmiş ülkelerin, hali hazırda kalkınmış ülkelerin çöplüğü haline getirilerek nasıl aslında kendilerinin sebep olmadıkları çevre kirliliğine maruz bırakıldıklarını en somut biçimde göstermektedir. Türkiye’deki vatandaşların sağlıkları ve hayatları dünyanın bambaşka bir yerinde daha fazla ve kaliteli tüketim yapılması, iyi yaşanması ve para kazanılması için enerji üretebilmek adınahiçe sayılmaktadır.

İkinci olarak durum, doğaya karşı adaletsizliği gözler önüne sermektedir. Yağan her yağmurda arsadan yükselen dumanlar, atıkların halen içten içe yanmakta olduğunu ve atıkların yeteri kadar derine gömülmediklerini net biçimde göstermektedir. Atıklar, sadece gömüldükleri toprağı değil aynı zamanda emilme ve sızıntılarla tüm şehrin yer altı sularını ve havasını da tehdit etmektedir. Arazinin çevresi yamuk yumuk çitlerle çevrilidir, araziye şerh konulmuştur, evet, ama çevredeki halk arazinin hemen yanı başında hayvan otlatmakta ve gezintiye çıkmaktadır. Konu ile ilgili çekilen bir kısa belgeselde çevrede yaşayanlar tarafından sarf edilen “Gidecek, gezecek çevrede başka yerimiz, parkımız yok ki, bu açık alan çevredeki tek yeşil arazi” sözleri, plansız şehirleşme, betonlaşma, bilgisizlik ve nükleer atık felaketi arasında sıkışmış halkın feryadıdır.

Üçüncü olarak Türkiye’deki katılımcı demokrasi noksanlığının, çevresel süreçlere halkın katılımın ne kadar kısıtlığı olduğunun ve halkın çevreyi ilgilendiren konularda ne kadar az bilgilendirildiğinin en açık göstergelerinden biridir. Zira defalarca meclis gündemine getirilen bir konu için “bölgedeki (temizlik) çalışma hangi kurumlar tarafından yürütülecektir?” sorusu bile 2023 Ocak ayında “İzmir’in Çernobil’i Temizlensin Komisyonu” tarafından sorulan sorular arasındadır.

Dördüncüsü ise belki de en acısı… Bölgeyi özel bir güvenlik firmasının çalışanları “koruyor”. Sahayı uzaktan ziyarete gittiğimde hiçbir ek koruma kıyafeti giymemiş, standart özel güvenlik eşortmanı ile her gün nükleer atık alanının yanında “durmak” için görevlendirilmiş özel güvenlik ekibini gördüm. Kendisini bekleyen korkunç tehlikeden habersiz, her gün atık alanını koruyor … Biliyorsunuz küresel kapitalizm artık güvenliği de özelleştiriyor. Güvenliği sağlamak birçok noktada devletin ve askeriyenin görevi olmaktan çıkmış durumda. Özel güvenlik firmalarının sayıları her geçen gün artıyor. Kimler çalışıyor peki bu firmalarda? Tabii ki fakirler! Ve işte küresel çevre adaletsizliğinin en acı yüzü. Dünyanın uzak bir köşesinde, muhtemelen Batı Avrupa’da (tam belli de değil), nükleer enerji ile ısınan, tüketen,zengin ve keyifli hayatların nükleer atık alanlarını, Türkiye’de, İzmir’de ve daha nice geri kalmış ülkelerde özel güvenlik firmalarında çalışan fakirler, aydan aya az buçuk gelir elde edebilmek için, özel güvenlik eşortmanlarıyla, pardon hayatlarıyla, koruyor.

Durum çok acil. Tek bir gün dahi kaybetmeden bu atıkların nereden geldiğinin bulunması, halka açıklanması ve masrafları bu atıkları gönderen firma ve bulunduğu ülke tarafından karşılanmak üzere alanda bilimsel yöntemlerle temizlik yapılması gerek. Aynı zamanda da öncelikle Gaziemir ve sonrasında da tüm İzmir’de zorunlu kanser taraması yapılmalı. Çevremizde ve ailelerimizde kanser vakalarını maalesef sürekli duyuyoruz. Kim bilir kaçımız bu nükleer atık kaçakçılığından etkilendik ve etkilenmeye devam ediyoruz…

“Duran atıklar” tam 16 yıldır bizi bize karşı protesto ediyor… Küresel adaletsizlikleri, kapitalizmi, yolsuzlukları, nükleer kaçakçılığı, insan hayatını hiçe saymayı, büyük ülkemizin acınası halini bize göstererek…

Dr. Defne Gönenç

Akademisyen, bağımsız araştırmacı

Kimdir?

Küresel çevre politikası ve kalkınmakta olan ülkelerin siyasi ekonomisi üzerine çalışan Defne Gönenç, 2010 yılında ODTÜ Uluslararası İlişkiler bölümünden fakülte birincisi olarak mezun olmuştur. 2012’de burslu okuduğu Cambridge Üniversitesi Uluslararası İlişkiler’de yüksek lisans derecesini tamamlamıştır. 2018 yılında İsviçre’nin Cenevre kentindeki GraduateInstitute of International and Development Studies’de (IHEID) Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında doktorasını bitirmiştir. Doktora sürecinde aynı kurumda asistan olarak, 2019-2022 arasında Yaşar Üniversitesi Akdeniz Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde araştırmacı ve okutman olarak çalışmıştır. Environmental Politics, Cambridge Review of International Studies ve Journal of Balkan and Near Eastern Politics gibi birçok uluslararası dergide akademik yayını ve de babasıyla birlikte yazdığı bir kitabı bulunan Gönenç, İngilizce ve Fransızca bilmekte, Yunanca öğrenmektedir.

anti capitalism anti kapitalizm Antroposen Ekolojik Yıkım Kapitalosen Kimyasal Kirlilik Nükleer Atık Nükleer Enerji Yeşil Yeni Düzen
Bizi Takip Edin Bizi Takip Edin Bizi Takip Edin Bizi Takip Edin
Share. Twitter Facebook Email Telegram Threads

Öne Çıkan Yazılar

Polen Genç Hareket ile Röportaj: Ankara’nın Suyu Nerede?

Cemre Nayir

Kolombiya – Seferberliğin Beş Günü: Direnmeye Devam Ediyoruz

Projet Accompagnement Solidarité Colombie (PASC)

“Adil Geçiş” ve Emekoloji

Onur Yılmaz

Orman İşçilerinin Çığlığı İşçi Sendikalarının Sessizliği

Mustafa Durmuş

Yıkım ve Yeniden İnşa Arasında Eğitim Sisteminin Mekansallaşma Sorunsalı

Gül Köksal

Yaşamın Metalaşması: Yabancı Düşmanlığı, Göçmen Emeği ve Ekolojik Yıkım

Serap Ekos
Son Yazılar

Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!

8 Mart 2026

Sermayenin Savaş Alanı İliç’in Toprağı

13 Şubat 2026

Polen Genç Hareket ile Röportaj: Ankara’nın Suyu Nerede?

8 Şubat 2026

Freedom for Yağmur, Cemre, Cemil, and Pınar! We Stand with Socialist Ecologists in Turkey!

7 Şubat 2026

ÖFKELİYİZ! YASIMIZ, YAŞAMIMIZ HALA ENKAZ ALTINDA!

6 Şubat 2026
SİTE TAKVİMİ
Mart 2026
PSÇPCCP
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031 
« Şub    
POLEN EKOLOJİ KİTAPLIĞI

Tabiata Tahakküm ve Direniş: Türkiye’de Kapitalizmin Ekolojik Tarihi

13 Ocak 2026

Cüret

18 Kasım 2025

Tek İstediğimiz Dünya

4 Ağustos 2025

Kızıl Ekolojik Devrim

13 Mayıs 2025

Çoklu Krizler Çağında İktisadi Kalkınma, Büyüme ve Ekoloji

8 Nisan 2025
Hakkımızda
Hakkımızda

POLEN EKOLOJİ KOLEKTİFİ olarak, ekolojik mücadelenin kapitalizme karşı toplumsal kurtuluş mücadelesinin bir parçası olarak örgütlü sürdürülmesi gerektiğini düşünen bir stratejinin hayata geçirilmesinde yol arkadaşlığı yapmak isteyen herkesi kolektifimize ortak olmaya çağırıyoruz.

As the POLEN ECOLOGY COLLECTIVE, we call on everyone who wishes to be a fellow traveler in implementing a strategy in the direction of an well-organized ecological struggle as part of the broader struggle for social liberation against capitalism, to join our collective.

bilgi@polenekoloji.org
polenekoloji@gmail.com

Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
İçerikler

Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!

8 Mart 2026

Sermayenin Savaş Alanı İliç’in Toprağı

13 Şubat 2026

Polen Genç Hareket ile Röportaj: Ankara’nın Suyu Nerede?

8 Şubat 2026

Freedom for Yağmur, Cemre, Cemil, and Pınar! We Stand with Socialist Ecologists in Turkey!

7 Şubat 2026
1 2 3 … 127 Next
Polen Ekoloji’ye Katıl


Kolektif’e Katıl

Destek Ol

Hızlı Destek

Enstitü Seminerlerine Katıl

Bize yaz

  • BİZ KİMİZ
    • Polen Ekoloji Manifestosu
    • Amaç ve İşleyiş
    • Faaliyet Raporları
  • KATIL
  • ENSTİTÜ
  • POLEN BÜLTEN
  • POLEN DERGİ
  • GÜNDEM
  • TEORİ
    • Emekoloji
    • Gıda Egemenliği
    • Hayvan Özgürlüğü
    • İklim
    • Kent Ekolojisi
    • Mücadele ve Örgütlenme
    • Marksist Ekoloji
    • Dosya: Kapitalizm ve Ekolojik Yıkım
    • Madenciliğin Politik Ekolojisi
  • ENGLISH

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.