3 Şubat 2026’ta 100’ün üzerinde devrimci, sosyalist insanın evleri basıldı. Şiddet uygulanarak gözaltına alındılar, evleri, kurumları tahrip edildi. Kolektifimizden Cemil Aksu, Cemre Nayir, Yağmur Apa ve Pınar Gayip bu saldırıda 5 Şubat’ta tutuklandılar. Bu sırada yurtdışında olan bir diğer arkadaşımızın evi de polis tarafından basıldı, dağıtıldı. Sonraki günlerde yine Kolektifimizden 2 arkadaşımızın evleri basıldı, gözaltına alındılar, 4 günlük gözaltının ardından serbest bırakıldılar. Dosyaların hiçbir somut delile dayanmaması, ev baskınlarının tamamen göz korkutmak, sindirmek amaçlı olduğu biliniyor. Tutuklu arkadaşlarımızdan Cemre Nayir ve Cemil Aksu ilk duruşmalarında serbest bırakıldılar. Yağmur ise tensip ile tahliye edildi. Pınar Gayip’in ise duruşması Eylül ayında.
Mahkeme savunmalarımız, neyi savunuyorsak, hangi yolda yürüyorsak aynı şekilde mücadele etmeyi sürdüreceğimizin bir kez daha ifadeleridir. 14 Temmuz’daki ilk duruşmasında tahliye olan Cemil Aksu’nun savunması yargı süreçlerinin hukuk dışılığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Aşağıda savunmasının ana hatlarını bir kez daha paylaşıyoruz.
Mahkeme salonundan aktarımlar için sevgili Nazım Dikbaş ve Etkin Haber Ajansı emekçilerine teşekkür ediyoruz.
Her hayırda bir şer, her şerde bir hayır var derler. 2 Şubat’ta gözaltına alınmadan önce bir kitabım yayımlandı. Yayımcımla birlikte “kitap satacak mı” diye kara kara düşünürken önce gözaltına alındım, işin fenası yayıncım da alındı. 5 Şubat’ta da tutuklandım. Ama tutuklanmamın ardından dostlarım kitabımı tanıtılar, duyurdular. Bazısı burada olan dostlarıma buradan teşekkür ediyorum.
Dosyada, 30 yıl önce Ankara 2 No’lu DGM’nin hakkında verdiği “örgüt üyeliği” kararına atıfta bulunuluyor. Demek ki bu 30 yıl içinde bir şey üretilememiş ki 30 yıl öncesinden başlıyor. Ben bu 30 yılda neler yaptığımı anlatayım. Bu bölgedeki çevre hareketleriyle ilgili araştırmalar yaptım, Hopa’daki siyasi çalışmalara katıldım, HDP kurulduğunda burada çalışmalar yürüttüm, HDP Ekoloji Komisyonu’nda yer aldım. Polen Ekoloji Kolektifi’nin çalışmalarında bulundum. Sosyalist bir insan olarak bu ülkede mücadele eden, bu alanlarda yazan çizen bir insan olarak karşınızdayım.
Aynı tutuklama saldırısında ekoloji mücadelesindeki başka kişiler de hedef alındı. Bu operasyonda benim dışımda Polen Ekoloji’den arkadaşlarımız tutuklandı, gözaltına alındı. Sadece Polen Ekoloji değil Esra Işık arkadaşımız acele kamulaştırmaya karşı çıktığı için gözaltına alındı, tutuklandı, ceza aldı.
Ekoloji mücadelesinde şeflik diye bir konum söz konusu olamaz. Şeflik iddiasıyla ortaya çıkan da ağzının payını alır. İsteyen herkes Polen Ekoloji’ye katılabilir. İlkemiz dürüstlük.
Polen Ekoloji Kolektifi iklim politikaları, altın madenciliği, ekstraktivizm dalgasıyla ilgili raporlar hazırladı. Bununla ilgili ortak platformlar kuruyoruz, medyada bunun doğru şekilde yer almasıyla ilgili çalışmalar yapıyoruz. Böyle bir çalışmanın kurucusu, üyesi olduğum için de onur duyuyorum, her yerde bunu ifade ediyorum.
Suruç Katliamı’yla ilgili eylem, etkinliklere 2 defa katıldığım söyleniyor. Bu da yanlış. En az 20 kere, 30 kere katıldım. İftihar duyuyorum, bunu sorumluluk olarak görüyorum. 6 gün sonra 11. yıl dönümü. Eğer tahliye olursam 20’sinde yine katılırım
Atılım Gazetesi’nin 30. yıl etkinliğinin dosyada “suçlama” olarak yer alıyor. Etkinliğe davet edildim. Benim de yazılarımın yayınlandığı, takip ettiğim bir gazete ve ben de katıldım. Bu etkinlik zaten canlı olarak yayınlanmış, dosyadaki görüntüler de o canlı yayından alınmış. Eğer bu etkinlik yasadışıysa neden engellenmedi. Etkinlik yasal ama katılmak yasadışı.
Türkiye’de artık herkesin kabul ettiği bir “yasallık krizi” var. Bu dosyanın yasadışı olduğunu bile ileri sürebilirim. Parti yasal, parti üyesi olmak yasadışı; eylem yasal, eyleme katılmak yasadışı; dernek yasal, dernek üyeliği yasadışı. Böyle bir dosyayla karşı karşıyayız.
Tanıdığım birinin adliyedeki duruşmasına katılmış olmamın örgüt üyeliğine delil olarak yazılmış olmasını açıklayamıyorum. Arkadaşlarımızın duruşmasına gelmeyeceğiz de nasıl yapacağız? Delil olarak yazılan kitaplara bakın: Biri Komünist Manifesto. Biri Haluk Gerger hocamızın kitabı. Hepsinin arkasında bandrol var. Yasal kitaplar.
