Yaz döneminde meclisten şiddet kullanarak geçirilen “İklim” Kanunu ve torba yasa içindeki yeni Maden Kanunu ya da Süper İzin Kanunu üzerine BantMag sitesinde Ekin Sanaç, İlayda Güler’in hazırladığı dosyada Polen Ekoloji Kolektifi’nden Umut Şener yer aldı. Umut’un katkısını sizlerle paylaşıyoruz. BantMag’dan dosyanın tamamını okuyabilirsiniz. Stratejik önem taşıyan zeytinliklerin maden sahalarına dönüştürülmesi kırsal kalkınmayı da güçleştiriyor. Pestisit kriziyle çıkmaza giren gıda güvenliğine bir de gıda enflasyonu eklenince tablo epey karamsarlaşıyor. Son iki yılda Türkiye’de gıda fiyatları yüzde 118 artmış. [TBMM’den geçen] Yeni torba yasanın tarım emekçilerinin ve tarım ekonomisinin koşulları üzerindeki etkilerini sizin perspektifinizden dinleyebilir miyiz? Polen Ekoloji Kolektifi, Gıda Egemenliği…
Yazar: Umut Şener
Birleşmiş Milletlerin 1994 yılında ilan ettiği “17 Haziran Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü’nün yıldönümündeyiz. Teşhir edeceğimiz en birinci oluşum emperyalizm ve emperyalistler olacağı için de bu girişi uygun buldum. Neden? Bildiğiniz gibi, 2. Dünya Savaşı sonrasında kurulan zorunlu entegrasyon birliklerinin çatı örgütlerinden başlıcası BM’dir. BM’nin ilan ettiği ve haklar ve özgürlükler alanında birçok başlığa dikkat çeken “gün”lerin ortak noktası ilan tarihleridir. Genel olarak savaş sonrasına denk düşen 1945-50 yılları arasına tarihlenir bu günler. Fakat ekolojik yıkımın en önemli gündemlerinden olan çölleşmeye, iklim krizinin belirginleşmeye başladığı zamanda dikkat çekilmiştir. Teşhir edilmesi gereken öncelikli olarak bu durumdur: Geçen yüzyılda iki dünya savaşı, onlarca…
2 ve 9 Nisan’da Türkiye’de, 1 günlük tüketici boykotu yapıldı. Bazı işyerlerinin de katılmasıyla alım-satım boykotuna dönüştü ve sonuçta anlamlı, değerli bir dayanışma ortaya konuldu. Elbette bu boykot, ne üniversiteler başta olmak üzere farklı alanlarda ortaya konulan boykot tavrından, ne son üç haftada ülkede yaşananlardan, ne de son yıllarda artan ve faşist baskı ve yasalarla yönetilen kriz halinden bağımsızdı. Şimdi toplumsal olarak böyle bir bağın olmasının da belirleyiciliğinde birçok ayrıntının sorgulanması ve yeni soruların ortaya atılıp, bunlara cevap aranmasıyla devam eden bir sürecin içindeyiz. Durum halihazırda, boykotun seyriyle de ilgili olarak, egemen sermayenin birbirine karşı çatışması gibi görünüyor. Bunu boykotu…
Türkiye’de tarım politikaları, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, ülke sınırları içindeki tarımsal üretimin yapısı ve özellikleri göz ardı edilerek hayata geçirilmiştir. Yapısal sorunların asıl kaynağı cumhuriyetin kuruluş kodlarındaki (Kürt halkının hiçbir hakkının tanınmaması ile birlikte) toprak ve tarıma ilişkin politik eksikliktir. Güncel duruma ilişkin yazacağımız bu yazının temeli bu olgularla çerçevelidir. Osmanlı Devleti’nin toprağa bağlı devlet örgütlenmesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından, köylülerin toprakla olan geri bağları ve sömürülen konumları biçiminde devralınmıştır. Kuruluş döneminde tarıma yönelik bir dizi önemli hamle de yapılmıştır. Fakat bunlar, en başından itibaren gıda hakkı başta olmak üzere tarımsal üretimin getirdiği haklar doğrultusunda değil; yeni kurulan devletin sermaye…
ÖZET 3 Aralık 1984 tarihinde, Hindistan’daki Bhopal kentinde bulunan, Union Carbide firmasının kurduğu tarım ilacı fabrikasında yaşanan teknik kazanın yol açtığı katliamdır. Hem ekolojik olarak, hem endüstriyel açıdan, hem de içeriği yanıyla dünyanın geçen yüzyılda yaşadığı en büyük felakettir aynı zamanda. Yarım milyondan fazla insanı etkileyen, ölüm sayısının on binleri bulduğu katliam nedeniyle Bhopal ve çevresinde, yer altında ve üstünde bulunan her şey zehirlenmiştir. Katliamın etkileri bugün de sürmektedir Ekolojik sorunların görüldüğü her yerde istisnasız endüstri ya da şirket kavramlarını da görüyoruz. Çünkü endüstriyelleşme ve onun tekelci, sömürgeci aşaması yaşama dair her şeyi yok ederek varlığını sürdürüyor. Bir fabrikada çıkan…