Polen Ekoloji Kolektifi’nden Medine Açıkgöz, yaklaşan COP31 öncesi Mezopotamya Haber Ajansı’na konu hakkında görüşlerini bildirdi. – Mezopotamya Haber Ajansı
COP31 Zirvesi’nin iklim krizine çözüm üretmek yerine sermayeye yeni kâr alanları açtığını belirten Polen Ekoloji Kolektifi’nden Medine Açıkgöz, karbon ticareti, yeşil finansman ve mega maden projelerinin ekolojik yıkımı derinleştirdiğini söyledi.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) bu yıl 9-20 Kasım arasında Antalya’da düzenlenecek. İklim krizi derinleşirken düzenlenecek zirve, iklim politikalarının ne ölçüde çözüm üreteceği ve alınacak kararların kimin çıkarlarına hizmet edeceği yönündeki tartışmaları da beraberinde getirdi.
Düzenlenecek konferansa dair Polen Ekoloji Kolektifi üyesi Medine Açıkgöz, değerlendirmelerde bulundu.
‘KARBONU KAR ARACI HALİNE GETİRMEK İSTİYORLAR’
İklim krizinin yalnızca karbon salınımına indirgenerek diğer faktörlerin yok sayıldığını belirten Medine Açıkgöz, 1995 yılından bu yana toplantıların düzenlenmesine rağmen karbon salınımında yüzde 63 artış olduğunu çünkü alınan kararların gerçekleşmesi için bir program oluşturulmadığını söyledi. 11 Aralık 1997’de Japonya’nın Kyoto kentinde kabul edilen ve 16 Şubat 2005’te yürürlüğe giren uluslararası ilk bağlayıcı sera gazı azaltım planı olan Kyoto Protokolü ile beraber ortaya çıkan Emisyon Ticaret Sistemi’nden (ETS) söz eden Medine Açıkgöz, burada karbon salınım hakkı için ücret ödendiğini ve karbonun da metalaştırılarak kar aracı haline getirildiğini söyledi.
DOĞAYA ZARAR DÖNGÜSÜ
İklim krizinin gerçek sorumlularının denetlenmediğini ve hesap vermediğini söyleyen Medine Açıkgöz, tüm ülkelerin eşit düzeyde sorumluluk sahibi gibi gösterilmeye çalışıldığına da dikkat çeken “Emisyon oranına baktığımızda; burada ABD gibi merkez kapitalist ülkelerin ön plana çıktığını görüyoruz. En çok hangi sektörler doğayı kirletiyor diye baktığımızda ise elektrik, sanayi ve ulaşımın ön plana çıktığını görüyoruz. Oysa bize diyorlar ki ‘Yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneleceğiz’. Bunlardan biri de elektrik. Özellikle Türkiye’de bu sene elektrifikasyon öne çıkıyor. Murat Kurum’da ‘Elektrifikasyonu artıracağız’ dedi. Yani günlük hayatımızda artık elektrik enerjisini daha fazla kullanacağız, ancak bu doğaya daha fazla zarar veriyor. Mesela elektrikli otomobil deniliyor. Elektrikli otomobil için de nadir toprak elementlerine ihtiyaç var. Bu toprak elementlerinin çıkarılması için de madencilik faaliyetlerinin artırılması gerekiyor” diyerek yaşanan döngüye işaret etti.
1,2 MİLYON PLASTİK ATIK İTHALATI
COP’larda sömürgeci ilişkileri devam ettirmek gibi amaçların da olduğuna dikkat çeken Medine Açıkgöz, iklim finansmanı denilen projeyle çevreyi kirleten ülkelere daha fazla “yeşil” pratik için kredi verildiğini ve yoksul ülkelerin daha fazla yoksullaşmasına neden olduğunu söyledi. Zirve programında öne çıkan ve başkanlığını Emine Erdoğan’ın gerçekleştireceği “Sıfır atık” konusuna da değinerek devam eden Medine Açıkgöz, “Türkiye’nin daha az atık çıkaracağı söyleniyor. Ama istatistiklere baktığımızda; Türkiye’nin 2025 yılında Avrupa Birliği’nden tam 1,2 milyon ton plastik atık ithal ettiğini görüyoruz” dedi.
BAŞKA ÜLKENİN HAVASINI KİRLETİYORLAR
Kapitalist ülkelerin kendi karbon emisyonlarını daha az göstermek için atıklarını yoksul ülkelere gönderdiklerini dile getiren Medine Açıkgöz, bu ülkelerin doğayı kirletecek maden ocağı, atık imhası gibi uygulamaları başka ülkelerde yaptığını ve o ülkelerin havasını, suyunu ve toprağını kirlettiğini söyledi. İklim Zirvesi için Türkiye’nin seçilmesinin ise Türkiye’nin stratejik konumuyla bağlantılı olduğunu kaydeden Medine Açıkgöz, “Türkiye’nin iki kıtayı birbirine bağlayan bir ülke olması, çeşitli geçiş yolları üzerinde yer alması önem taşıyor. Bu yolla da İsrail örneğinde olduğu gibi çeşitli emperyalist devletlere hammadde aktarılabiliyor. Özellikle Türkiye’nin ucuz hammadde ülkesi olarak konumlandırılmaya çalışıldığını belirtti.
‘SERMAYEYE YENİ KAR ALANLARI AÇILIYOR’
Türkiye’nin fosil yakıtlardan çıkılacağı söylenmesine rağmen bir adım dahi atmadığını söyleyen Medine Açıkgöz, “2023-2025 arasında 60 ilde 266 alan mega maden projesi ilan edildi. Mega madenler, bin hektardan büyük bir alanı kapsar. Satışa çıkarılan alanlara baktığımızda bunların yüz ölçümünün Balıkesir’den büyük olduğunu, satılanlara baktığımızda ise Tekirdağ’dan büyük olduğunu görüyoruz. Yani bu yöntem ile sermayeye yeni bir kâr alanı amaçlanıyor” ifadelerini kullandı.
