Yazar: Polen Ekoloji

Salgınla birlikte dünya küresel bir çalışma kampına dönüştü. Endüstriyel tarım ve hayvancılığın yok ettiği ekosistem bariyerleriyle küresel meta zincirine dahil olan bir virüs, tüm dünyada toplumsal yaşamın merkezine oturdu. Bir yılı aşkın süredir salgının yarattığı ‘fırsat’ ile yaşamlarımız sermaye tarafından yeni bir cendereye alındı: Ya çalışmak, hastalanmak ve ölüm ya da açlıkla sınanma. Evde kalamayanların da ötesine geçti yeni emek rejimi: emek gücünü yeniden üreten görünmez emeğin mekânı ev içi, geleneksel işyerinin ötesinde emek-sermaye ilişkisine doğrudan dahil oldu. Ve böyle geçen bir yılın ardından yüzümüzü yine güneşe dönüyoruz baharın gelişiyle. Güneşi fethedeceğimiz günlerin yakınlığını hissediyoruz bütün bu cendereye rağmen susmayan…

Devamını Oku

19 Mart 2021 Salgın koşullarının sokağı daralttığı koşulların ardından özgüvenini yeniden toparlayan toplumsal hareketler yönünü tekrar sokağa döndü. 25 Eylül’de 6. küresel iklim grevi günü başlayan Kazma Bırak kampanyası bileşenleri Yunanistan, Kıbrıs ve Türkiye’de bulundukları kentlerde yine iklim grevi eylemleri düzenlediler, ortak eylemlere katıldılar, sosyal medyadan döviz ve pankartlarla video ve görseller paylaştılar. Böylelikle, hem genç iklim eylemcileri hem de kampanya imzacısı olmayan çevre örgütleri tarafından kampanyanın daha fazla sahiplenmesini sağlayan eylemleri ortak örgütleme çabası gösterdiler. Eylemlerin insanları fiziksel olarak bir araya getirdiği yerlerde polisin 2911 sayılı kanunu gerekçe göstererek eylemleri yaptırmama çabasına karşı eylemciler dağılmama iradesi gösterdiler. İklim grevi…

Devamını Oku

Polen Ekoloji Kolektifi olarak 2020’de, tam da salgının Türkiye’de yayıldığının resmi olarak açıklandığı Mart ayınının ardından aylık olarak hazırlamaya başladığımız “Aylık Ekoloji Haberleri Bülteni” bize Türkiye’de kapitalizmin içinde bulunduğu krizi aşmada doğanın üzerindeki baskının artırılmasının faşizmin emek rejimini giderek daha esnek, daha kuralsız, daha sömürgen hale getirişiyle nasıl el ele gittiğini göstermesi açısından kullanışlı bir tarihe not düşme çalışması oldu. Kıyamet gibi bir yıl odu. Bitmesi için yalvaranlar 2021’de yeni bir Dünya’ya uyanmasa da ekolojik çöküşün belirli eşiklerinin toplumsal bilince çıkması açısından kritik bir yıl olduğu kesin 2020’nin. Bu sadece Covid-19 salgının yaşamın her alanında yarattığı büyük değişim, yeni alışkanlıklar,…

Devamını Oku

Geçtiğimiz hafta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın açıkladığı iklim sonuç bildirgesinde de geçen gündemlerden biri olan mecliste “İklim Kanunu” ve iklim krizine dair atılacak adımlar üzerine görüşmeler 25 Şubat’ta başladı. Bakanlığın hiçbir somut veriye, politikaya, atılan adıma dayanmayan iyi niyet beyanları ve iktidarın ekonominin farklı sektörlerinde tam tersi yönde attığı adımlar aslında bize alışkın olmadığımız bir durumu göstermiyordu. Türkiye’de söz çürüyeli çok olmuştu, hele de burjuva siyasetçilerin ağzından çıkıyorsa. Meclisteki tüm partilerden söz alıp konuşan milletvekilleri adeta BM raporuna taş çıkarırcasına iklim krizinin Türkiye’deki sonuçlarını güzelce sıraladılar. Semptomları konuşmanın hafifliği içinde “milli su kanunu”ndan “sürdürülebilir temiz enerji” mavrasına hiçbir derde deva…

Devamını Oku

Glasgow Anlaşması’nın Türkçe çevirisini ve yazdığımız kısa sunuşu sizlerle paylaşıyoruz. – 25 Şubat 2021 23 Şubat 2021’de Güney Sudan’ın da meclisinde onaylamasıyla Paris Anlaşması’nı imzalamış ama onaylamamış ülke sayısı dünyada 6’ya indi ve Türkiye kalan bu son 6 ülkeden biri. 2015’te imzalanan Paris İklim Anlaşması gereği ülkelerin kendilerinin belirledikleri ulusal katkı beyanlarına göre hazırladıkları eylem planlarının 2020’de başlaması gerekiyordu. ABD’nin Anlaşma’dan çekilmesinin ardından Paris’in tamamen bir fiyaskoya dönüşmemesi için 2020’nin son günlerine doğru aralarında Çin ve Güney Kore gibi sera gazı salımlarını sıfıra indirmeyi taahhüt eden bir planı ilk kez açıklayan ülkelerin yanı sıra AB gibi sera gazı sıfırlama hedefini…

Devamını Oku

Yaşam için Yasa İnisiyatifi’nin uluslararası mevzuatlara dayanarak tanımladığı gibi mal veya kaynak değil, doğuştan gelen haklara sahip, duyguları olan ve hissedebilen canlılar olan hayvanların haklarının savunulmasını aynı ekosistemin paydaşları olarak bir sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Bu canlıların sahipli/sahipsiz tanımlamasına bakılmaksızın, gerek mezbahalar, gerek “çiftlikler”, gerekse gösterilerde kullanmak, sergilemek, yarıştırmak, dövüştürmek amacıyla ömürlerini esaret altında geçirmek zorunda kalmalarını, işkence ve kötü muameleye maruz bırakılarak üzerlerinden kazanç elde edilmesini kesinlikle reddediyoruz. Hayvanların göz yumulamaz şiddet biçimlerine çeşitli biçimlerde maruz kalmasına ve katledilmelerinin, pazarlanmalarının meşrulaşmasına seyirci kalmayacağız. Hayvanlarla birlikte yaşadığımız bu dünyada, ülkelerde, şehirlerde, mahallelerde, sokaklarda onların da birer sakin olduğunu bilerek; – hem…

Devamını Oku

Özgürlüğe susadık. Özlemlerimiz birikti. Bizi, yani sömürücü sınıf ve onun etrafında kümelenmiş mafyatik güruhun dışında kalan herkesi, kuşatmaya, başeğdirmeye çalışan bir rejimle karşı karşıyayız. Biat etmeyen tüm kolektif alanlar, kişiler yoğun bir baskı altında. Ancak tüm bu yoğun baskı ve şiddete rağmen bu rejim emeline ulaşamadı; ülkede bir mezar sessizliği istiyorlardı, başaramadılar. Demokratik toplumsal güçler direndi, yenilmedi, her fırsatını bulduğunda hücuma geçti. İşte o anlardan birindeyiz. Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan, iktidarın vasat bir kadrosundan başka bir şey olmayan kayyuma karşı üniversite öğrencilerinin cesaretle başlattıkları eylemler öfkemizi dört bir yanda isyana dönüştürdü. Biz bu topraklarda kayyumları ve bu zihniyeti iyi tanıyoruz. Belediyelere…

Devamını Oku

Aylık Ekoloji Haberleri Bülteni Ocak 2021 | Sayı: 10 3-5 ağaç meselesi… İklim Krizi Burdur Gölü’nün suyu çekildi, iskele ortada kaldı Büyüklük olarak Türkiye’de yedinci sırada olan ve bilim insanlarının yaptığı son ölçümlere göre su seviyesinde son 50 yılda 17 metre düşüş saptanan Burdur Gölü’nün su hacminde yüzde 40’a varan kayıp belirlendi. Etrafındaki tarım arazilerinde aşırı su tüketimine neden olan mısır, yonca gibi bitki üretimleri yapılan, yer altı su kaynaklarının da yüzde 70’i tarımda kullanılan Burdur Gölü’nün en büyük sorunlarından biri de kaçak sondajlar. Jeoloji Mühendisleri Odası Burdur Şubesi: “Göller Bölgesi, çöller bölgesi olmasın” Jeoloji Mühendisleri Odası Burdur Şubesi Yönetim…

Devamını Oku

Korona salgınının tüm dünyada yaşamı derinden etkilediği günlerde, temel ihtiyaçların karşılanmasında ve sağlık sistemlerinde başarısız olan hükümetler, fosil yakıta dayalı ekonomilerin çarklarının dönmesi için “evde kalamayan” işçileri salgının içine atarken, bir yandan da daha fazla yakıt için yerin altını üstüne getirmeye devam ettiler. İşte bu fosil yakıtları için 2020’de Doğu Akdeniz’de yaşanan askeri gerilim ve Türkiye’nin Karadeniz’deki yeni gaz keşfine karşı 25 Eylül 6. Uluslararası İklim Grevi gününde başlatılan Kazma Bırak (Yunanistan’daki adıyla – Μας σκάβουν τον λάκκο – “Mezarımızı Kazıyorlar”) kampanyası hızla Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’tan çeşitli politik yapıların ve çevre örgütlerinin ilgisini çekti. Eylül’den bu yana çeşitli çevrimiçi…

Devamını Oku

Politisch-ökologische Kritik an der durch den Kapitalismus verursachten Zerstörung der Natur begann sich insbesondere seit 1970er Jahren zu entwickeln. Es war die Zeit, wo die neoliberalen Politiken die Kommerzialisierung aller als öffentlich angesehenen Dienstleistungen (von Bildung bis Gesundheit), städtischer und natürlicher Gemeingüter (von Parks bis Wasserressourcen) der Reproduktion des Kapitals dienen ließen. Ökologische Bewegungen, die sich für Leben und Natur einsetzen, haben sich weltweit gegen die Ausbreitung neoliberaler Politik auf alle Lebensbereiche entwickelt, die sich bei der Kommerzialisierung des Wassers, der Grundlage des Lebens, symbolisiert. Eines der Hauptthemen der heutigen Weltpolitik ist die Frage, wie gegen die ökologische Krise u.a.…

Devamını Oku