English version is below. Polen Bülten’in Mayıs 2025 sayısından merhaba! Bu ayın öne çıkan ekoloji haberleri bir kez daha mücadeleden dönemin yakalamamız gereken düzeyini gözler önüne seriyor. Ekolojik yıkım karşısında hızla büyütülmesi ve yaygınlaştırılması gereken bir mücadele. Ekolojik ihtilaflardaki gelişmelerde bir kez daha madencilik ve enerji santralleri öne çıkarken Diyarbakır-Kulp ve Hatay-Mağaracık’taki direnişler halkın müdahale ettiği gelişmelerdi. Şırnak’ta asker korumasında süren ormansızlaştırmaya karşı tepkiler de bir kez daha Kürt halkının özgürlük mücadelesiyle ekoloji hareketinin daha güçlü ilişkilenmesi gereğini ortaya koydu. Sokakta yaşayan köpeklerin katliamına karşı AYM’nin kapısına dayanan yaşam hakkı savunucuları ayın sonunda başladıkları açlık grevi eylemlerini sürdürüyorlar. Bir yandan…
Yazar: Polen Ekoloji
English version is below. Polen Bülten’den yeniden merhaba. Kolektifimizin 2020-22 döneminde aylık olarak hazırladığı, daha sonra Polen Dergi’nin ilk sayılarında devam ettirdiği ekolojik ihtilaflar derleme çalışmasını yeniden başlatıyoruz. Her ayın başında bir önceki ayda ülkede yaşanan öne çıkan ekolojik ihtilaflar temel başlıklar halinde başta emekçi sol basın olmak üzere haber sitelerinin çevre haberlerinden derlenerek bültenleştirilecek. Amacımız hem bir hafıza kaydı oluşturmak hem de ekolojik yıkımın gidişatını yakından takip ederek ekoloji hareketinin kendi gündemleriyle daha sıkı ilişkilenmesini sağlamak. Bülten boyunca gelişmelerin kısa özetlerini okuyabilecek ve haber kaynaklarına ulaşabileceksiniz. Bülten çalışmamızda ayrıca ihtilafların hukuki aşamalarını ve ihtilafı mücadele konusu yapan örgütleri de…
İlhamımız doğanın direncinden! Yeni bir düzenin tohumlarını günbegün saçıyoruz! Kardelenler gelir aklımıza yılgınlık, yarım gönüllülük, karamsarlık peyda olan yerde; omuz omuza köprü kuran karıncalar, her bahar çiçeğe duran ağaçlar, onca şiddete rağmen başını okşatan sokağımızdaki dostlar. 1 Mayıs deyince de öyle; sıkılı yumruklar göçmen kuşların bitemeyen yolculuklarının direncine benzer, her gün sömürüye rağmen doldurur meydanları. Adına kapitalizm denen bu lanet dünya sistemi, derinleşen ekonomik ve politik krizlerini daha fazla doğa talanı, daha fazla savaş, daha fazla sömürü, yoksulluk ve baskı üzerinden çözmeye çalışıyor. Sömürünün olduğu yerde direniş vardır; biliyoruz, direnmek yaşamaktır! Yeryüzünün her karış toprağı, her damla suyu, her canlısı…
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti yayın organı 24 Saat haber sitesinin iklim değişikliği ve iklim politikalarıyla ilgili sorularını Kolektifimizin İklim Çalışma Grubu adına Onur Yılmaz yanıtladı. Söyleşi: Deniz Berk Türkiye’nin sera gazı emisyonlarının artmaya devam etmesinin temel sebeplerini nasıl açıklıyorsunuz? Bu artışın önlenmesi için atılması gereken ilk adımlar nelerdir? TÜİK verilerine güven hep sorunlu olsa da (ki burada da özellikle işletme bazında, enerji iletim-taşıma hatları boyunca ölçümlerin hatalı, eksik olduğunu varsayabiliriz) Mart 2025’te açıklandığı üzere Türkiye’nin toplam sera gazı emisyonu 2023 yılında 598,9 milyon ton CO2 eşdeğeri hesaplandı. 2023’te emisyonlar bir önceki yıla göre %6,9 arttı. Kişi başı toplam sera gazı emisyonu…
Mezopotamya Haber Ajansı’ndan Ömer Güngör’ün Kolektifimizin İklim Çalışma Grubu’ndan Onur Yılmaz ile gerçekleştirdiği söyleşinin tam halini konunun detayları açısından tekrar paylaşıyoruz. Söyleşi: Ömer Güngör 1) Türkiye ve dünyada yaşanan ani hava değişimini (bir hafta içinde 25 dereceden -5 dereceye düşmesi veya önümüzdeki hafta 15 dereceye kadar yükselmesi bekleniyor.) iklimsel bağlamda nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu durum, iklim değişikliğinin hangi yönleriyle ilişkilidir? Öncelikle bu gibi “hava durumu” anomalileri ile “iklim değişikliği”nin ayrı şeyler olduğunu belirteyim. Hava durumundaki bu aşırı sıcaklık, yağış, yağışsızlık, hortumdan fırtınalara hava olayları iklim değişikliğiyle bağlantılı olarak daha sık, daha şiddetli ve daha yaygın hale geldi ve ne yazık ki…
Polen Ekoloji Kolektifi’nin bu etkinliğinde, yönetmen Ufuk Tambaş’ın katılımıyla Ekotopya (2018) belgeselini izliyor olacağız. 2300 metre rakımı ile Türkiye’nin en yüksek yerleşim yerlerinden birisi olan Kars Boğatepe Köyü’nün kaderi 2000’li yılların başında yaşanan bir trafik kazası ile değişecektir. Bu trajik olay, doğa ile kadim ilişki kurma biçimlerinin anımsanmasına yol açmış ve yeniden gündelik yaşamın bir parçası haline gelmesinde bir milat olmuştur. Sonrasında köyde yaşanan değişimler ve bunun bölgeye etkileri belgeselde ilk elden tanıklıklarla anlatılmaktadır. Yönetmen Ufuk Tambaş’ın ifadesiyle, “Ekotopya, Kars’ın Yeni Boğatepe (Zavotlar) köyünde 2000’li yılların başında, sürdürülebilir bir yaşam felsefesi ile yola çıkan insanların hikayesini anlatıyor. Belgesel, İlhan Koçulu’nun…
Kaynak: Etkin Haber Ajansı | Hazırlayan: Pınar Gayip Climaximo’dan Mariana Rodrigues ve Sinan Eden’in katılımıyla “All In: İklim Çöküşünü Durduracak Devrimci Bir Kuram” kitabının söyleşisi düzenlendi. Polen Ekoloji Kolektifi tarafından Kadıköy’de bulunan Müze Gazhane’de gerçekleşen söyleşiye Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni’nin de bulunduğu çok sayıda kişi ve ekoloji örgütü katıldı. Kitabın son bölümü web sitesinde okurlar tarafından tamamlanıyor Uzun yıllar ekoloji mücadelesi yürüten Rodrigues ve Eden, yazar olmadıklarını, iklim mücadelesi yürütürken sorulması gereken soruları ve çözüm önerilerini kitaplaştırdıklarını dile getirdi. İklim krizinin çözümü için kapitalizmin yıkılması gerektiğini söyleyen Rodrigues, bunun acilen yapılması gerektiğini, zaman olmadığını kaydetti.…
Polen Ekoloji İklim Çalışma Grubu olarak, güncel gelişmelerle çakıştığı üzere Türkiye’de hüküm süren faşist saray rejiminin hiçbir yasallık tanımadığı koşullarda gündeme gelen “İklim Kanunu”nun içeriği, ne anlama geldiğine ve küresel iklim değişikliğini gündemine alan örgütlerin nasıl bir mücadele geliştirmesi gerektiğine dair sorularını yanıtladık. Söyleşi: Nur Yıldız | Kaynak: 24 Saat Gazetesi Çevre örgütleri, İklim Kanunu’nun daha çok sermayeyi öncelediğini ve eksiklikler içerdiğini belirtiyor. Bu eleştirilerle ilgili platform olarak sizin görüşleriniz nedir? Kanunda yapılması gereken değişiklikler nelerdir? Bu konuda Kolektifimizin sitesinde görüşlerimiz yansıtan 2 yazı paylaştık (1, 2). Bu kanun da daha önceki benzerleri gibi doğrudan sermaye temsilcilerinin eliyle hazırlanmış. Bunu…
Evlerde, işyerlerinde, fabrikalarda, tarlalarda, köylerde, sokaklarda ve yaşamın her alanında emek veren; yaşam alanları, emeği ve özgürlüğü için direnen tüm kadınları ve LGBTİ+’ları selamlıyoruz! Kadın işçilerin grevlerinden, direniş çadırlarından, atölyelerden ve meydanlardan yükselen eşitlik, adalet ve özgürlük mücadelesi hepimize güç kaynağı oluyor. Ekolojik yıkımlara, talana ve sermayenin artan kârı uğruna doğanın yok edilmesine karşı doğayı ve yaşam alanlarını savunan kadınların direnişi, bu mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır. Toprağına, suyuna, ormanına sahip çıkan Gabar’dan Kaz Dağları’na İkizköy’den Arhavi’ye, Dicle’ye ve Çayırlı Köyü’ne kadınların sesini yükseltiyoruz! 6 Şubat depreminden sonra rezerv alan ve mülksüzleştirme politikaları, yöre halkının kolektif çıkarını değil, sermayenin çıkarını gözeterek…
Avrupa’da son yıllarda gelişen “iklim hareketinin” yol arayışı devam ediyor. Tartışma artık radikal doğrudan eylemlerin meşru olup olmadığını geride bıraktı ve daha çok bu eylemlerin yetersizliği üzerine daha güçlü bir örgütlenme ve strateji tartışmasına evrildi. “Küresel Kuzey”den daha güçlü enternasyonalizm pratiklerinin nasıl örüleceği yine tartışmanın merkezinde duruyor ve bu konuda da Filistin ile dayanışmada görüldüğü üzere epey bir yol kat edildi. Almanya bu konuda tipik bir örnek ve bu konuda hareketin içinden gelen bir incelemeye daha önce yer vermiştik. Avrupa’da da yükselişini sürdüren yeni faşist hareketler antikapitalist bir iklim hareketinin örgütlenmesine yönelik devlet şiddetini besliyor. 18-19 Ocak’ta The Surge adında…